Posts Tagged ‘windows mobile’

2010 yılından beklentiler

Pazar, Ocak 10th, 2010

Yeni yıl geldi ve tarihlerin yıl hanesinde birkaç gündür 2010 yazıyor. Her ne kadar zaman feci biçimde bağıl bir kavram da olsa değişimler için dayana noktası almak için daha farklı çözümler bulmak her zaman mümkün değil. Neyse, kendi konumuza dönelim ve 2010 yılından beklentilerimi sıralamaya başlayayım.

2010 için yayınladığım yeni yıl kartı.

Alışılageldik biçimde 2010 yılından on beklenti gibi bir yaklaşımım yok. Aklıma gelenleri estiği gibi yazıyorum. O sebeple gün olur yeni beklentiler oluşur, oturup bu yazıyı güncellerim veya yeni bir beklenti listesi oluştururum.

İnternet rekabete açılsın

Bu çok zor biliyorum. Durduk yere saçma salak rakamlar özelleştirildiğini düşündüğüm Türk Telekom (PTT’nin t’si) ve bir kısmının sahiplerinin rant derdi internetin ucuzlaması ve özgürleşebilmesinin önünde önemli bir engel. Hâlen çıplak ADSL tabir edilen, telefon bedeli veya aboneliği almadan ADSL teknolojisinin memlekette görülememiş olması elbette Telekom’un çıkarı haricinde kimseye hizmet etmiyor. Eh bu kadar kerizi bir arada bulan hakim işletmeci de bu tatlardan vazgeçemiyor. Bakalım, umut verici gelişmeler oldu olacak. Bu şekilde belki diğer internet bağlantı tedarikçileri de huzura erer. Hazır gitmişken TTNet alalım yaklaşımı sonlanmış olur.

Sansür bitsin

Her ne kadar ifade özgürlüğü anayasal olarak çok kısıtlı ve mutaassıp insanlara daha fazla hizmet eder halde olsa da (dini olguları, bireyleri, kurumları, insanları eleştirmek çoğunlukla tahkir ve tezyif olarak değerlendirilebiliyor) belirli sınırların çizilmesi konusunda ne kadar elzem olduğu tartışmaya açık bir vazifeyi ifa ediyor. Eh bunun kullanan sapık vatandaşlar da “ben bundan kıl kaptım kardeş” diyerek internette, yoldaki vatandaşa hitap eden muzır neşriyat bırakmıyor. Tabii bunun yanında vay efendim bana sövdü, şöyle böyle dedi diyen kerameti kendinden menkul insanlar da ilim irfan kaynağı olarak değerlendirilebilecek sitelerin odunu veriyor beline beline…

Sus, soru sorma, konuşma, düşünme; mümkünse sadece nefes al.

Her ne kadar dijital içerikte fikri mülkiyetin esnetilmesi gerektiğini düşünsem de fikir ve sanat eserleri kanununa dayanan erişim engellemeler bu işi sadece yokuşa sürüyor. Müziğin, aslında genel olarak sanatın endüstrisi olmaması gerektiğini düşünsem de bu anlamda sanatçı ve yapımcıların çıkarlarını koruyan meslek birliklerine ağzımı açıp gözümü yumup saydıramıyorum. Bunlara sövmek yerine  FSEK’i değiştirmeye çalışanlar haricinde geri kalan kişilerin boş konuştuğunu açık açık söyleyebilirim. Bakın yine delirdim: Bir şeye hukuksuz demek için hukukta olmaması gerekir, komik olmayın. Hukuki olmaktan çıkartırsanız, huzura erersiniz. Coğrafyamın zihniyeti tabii; temel kazmayalım ama binamız otuz kat olsun; organım olsun ama iç çamaşırımla temas halinde olmasın. Peki canım.

Nvidia artık geri gelsin

Ekran kartı ve sistem yongası üreticisi Nvidia, kod adı Fermi olan GT300 yongasıyla yarışa devam etsin. Yahu PhysX ve benzeri önemsiz şeylerle bir firma ancak bu kadar süre hayatta kalabilirdi; sınırına da gelindi. Tabii bu benim kişisel görüşüm ve önemsiz şeyler derken CUDA teknolojisini ayrı tutuyorum. GPGPU’nun nasıl olması gerektiği konusunda önemli bir çalışma olan CUDA’dan başta PhysX olmak üzere birçok farklı çoklu ortam uygulaması faydalanabiliyor.

Nvidia 2010 için umut veriyor zira önemli bir kilometre taşı olan 40 nanometre üretim teknolojisi kendisini göstermiş durumda. En azından Nvidia’nın parke taşlarını çağrıştıran işlemcileri (abarttım birazcık) daha az enerji tüketip daha az ısı yayma eğiliminde olacak; bu bile başlı başına rahatlatıcı bir durum. Eksik kalan tek şey olan heyecan verici yeni ürünler (bu cümleyi kurarken kendimi çok pazarlamacı hissettim) tarafındaydı, umarım o da ortadan kalkacak.

iTunes ve alternatif kanallar çoğalsın

Yurt dışında olup da memleketimizde bulunmayan iki müzik dağıtım hizmetini buralarda da görmek isterdim. Bunlardan ilki iTunes. Apple’ın yeteneksiz iPod aygıtlarını anlamlı hâle getiren iTunes maalesef memleketimizde bulunmuyor. Sebebi, birçok kişinin sandığının aksine Apple’ın merkezinde bu konuda bir çalışma olmaması.

Bunun yanında SanDisk tarafından sunulan ve microSD bellek kartlarında sunulan albümler de kullanıcılara kullanışlı gelebilir. Kopya korumasız sunulan bu ürünler, içerik alındıktan sonra herhangi bir bellek kartı gibi kullanılmaya devam edilebiliyor. Öyle aman aman bir fikir olmasa da kullanışlılık açısında önemli bir getiri sunduğu kesin.

AMD mobil işlemcilerle gelsin

Intel tarafından korunan açık ara pazar önderliği, mali anlamda sorunlu dönemler geçirmeye devam eden AMD tarafından uzunca bir süre daha sarsılmayacak da olsa yeni ürünlere her zaman sıcak bakıldığı söylenebilir; tabii ki teşvikmiş, sindirmeymiş, bu tür garip hareketler olmadığı sürece. Farklı noktalara odaklanarak Atom’dan iyi ama çift çekirdekli CULV işlemcileri çeşitli yönlerden aratan ürünlere takılmış olan AMD, Intel’den aldığı milyar dolarlık bütçeyi hayırlı işlere ayırırsa, makul fiyatlı, az enerji tüketen ve üreticiler tarafından belirli model aralıklarında Intel’in sunduğu ürünlere seçenek üretebilecek işlemcilerin gelmesi işten değil.

Değerli AMD, dost acı söyler. Bu bilgisayar içindeki işlemci seni kurtarmaz!

AMD masaüstünde başarılı biçimde, ölümlülerin de edinebileceği sistemleri hem işlemci, hem ekran kartı, hem de yonga kümesi anlamında donatabiliyor. Dizüstüne uyarlanmış taşınabilir sistem yongaları ve üçüncü şahıslardan sağlanan ek bileşenler de sorunsuz; fakat işlemci konusu hâlâ sıkıntılı ve bir süre daha can sıkacağa benziyor.

3G adam olsun

Elbette bu konuyu çok derinlemesine deşecek değilim. Abonesi olduğum işletmeci 3G modem kampanyalı yeni bir veri erişim hattı almak istediğimde benden adrese gelen bir fatura istediğinde 3G konusunu bir süreliğine kapadım. Bunun yanında hâlâ arkadaşlarımdan bağlantıların tutarsız olduğu ve yer yer sapıttığını duymadığım gün yok. Elbette 3G bağlantılarının şebekelere bindirdiği yük muazzam; fakat bir hizmet için yapılacak yatırımın da insanların heveslerini kursaklarında bırakmayacak nitelikte olması makul bir beklentiden başka bir şey değil.

WiMAX gelse, dertler bitse

Elinde olsa telefon kullanmayı bırakıp hayatını VoIP yapacak benim gibi yaratıklar elbette bir taraftan fiberler sarsın dört bir yanını isterken bir yandan da WiMAX gelsin diye ellerini yukarı açıyorlar. Bunun yanında WiMAX teknolojisinin lisanslamaya başlaması, kablo fetişisti tekelcilerin gururunu feci biçimde incitecektir diye de düşünmüyor değilim.

İşin diğer tarafı, etrafımızda bu denli artan elektromanyetik dalgalar hoş bir ortam oluşturmuyor. Artık evleri korumak için Faraday kafesleri kurulmaya başlanırsa şaşırmam. Aslında kurulmaya hâlâ neden başlamadığını da merak etmiyor değilim.

Linux cebe girsin

Elbette şu sıralar cepteki en çok tutulan Linux türevi Google’ın Android platformu. Android ve diğer GNU/Linux girişimlerinin cep ortamında artışını görmek hem teknoloji hem de bağımsızlık anlamında önemli ilerlemeler olacak.

Konu mobil işletim sistemi olduğunda…

Yeri gelmişken, cebe sığan sistemlerdeki işletim sistmei tercihimi tekrar vurgulayayım: Exchange Server’ınız yoksa, WinMo değil Symbian tercih etmeniz daha doğru. Hayaıtnız Gmail ile yürüyorsa da artık Android kullanmayı deneyebilirsiniz.

Yeni yıl dileklerim burada son buluyor. Elbette, şimdilik. Yılın devamını hep birlikte getirebiliriz. Bakalım, görelim; neler olacak, neler olamayacak.

WinMo, Symbian ve ötesi

Salı, Kasım 3rd, 2009

Girenin çıkanın hesabını en ayrıntılı yaptığımız yer cebimizdir. Cep telefonumuzun veya taşınabilir internet aygıtımızın (artık adına ne diyorsanız ondan) işletim sisteminin ne olduğu ve ileride ne olacağı üzerine konuşmamız gerekiyor. Çok ciddiyim.

winmo6_5En güncel Windows Mobile görüntüleri. Bu arayüzün bedeli ağır olabilir.

Cep telefonlarındaki işletim sistemleri, akıllanan avuç içi aygıtların artmasını sağlarken en minik aygıtlara bile bize yardım edebilecek yetenekler sağladı. Özellikle de internet üzerinden çalışan hizmetlerde sınır tanımaz olduk. Piyasayı taşıyanlar ise Microsoft’un Windows Mobile’ı ve Nokia’nın çoğunluğuna sahip olduğu Symbian. iPhone demeyin, iPhone çok küçük bir pazar payına sahip; zira 300-400 liraya satılan ürünlerde bile Symbian veya WinMo görmek mümkünken iPhone’un fiyatı onu ayrı bir sınıfa taşıyor. Evet çok satıyor ama üzerine, ürünü kırmadan kendi yazılımınızı yükleyebileceğiniz şeylerden bahsediyoruz.

ipaq514voicemessengerHP iPaq 514 Voice Messenger: Sudan ucuz WinMo Smartphone.

Genel bir değerlendirme yapacak olursa, Symbian’ın uygulama bolluğu ve uyumluluğu konusunda başarılı olduğunu, Microsoft’un Windows Mobile işletim sistemi ise var olan Windows temelli sistemlerle işlevsel olarak bütünleşme konusunda ileri bir düzeyde varlığını sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Elbette Microsoft tarafından sunulan bütünleşme kolaylığı tamamen marka bağımlı izlemler uygulayan kişi ve kurumlar tarafından çok iyi biçimde kullanılabilirken Nokia, açık platformu sayesinde her türlü alanda kendisini gösteriyor. Aynı zamanda işin performans kısmını son kullanıcı açısından değerlendirdiğimizde ciddi bir üstünlük ortaya çıkıyor.

Windows: Güçlü ve zayıf yönler

Microsoft’un Windows Mobile işletim sistemi kullanıcılara alışıldık bir arayüz ve masaüstünde kullanılan sistemle iyi bir eşitleme imkanı sunuyor. Tabii burada başka eşitleme tekniklerinin çok da iyi çalışmayabileceğini düşünebiliriz. Örneğin, aslında standart olması gereken VCF dosyalarını herhangi bir Symbian telefondan Outlook veya Windows’lu cep telefonuna atmaya çalışırsanız dosyalardaki dil UTF-8 olmasına rağmen karakter bozulmaları göreceksiniz. Bu çok rahatsız edici bir durum.

Windows Mobile’da en büyük sıkıntılardan bir diğeri ise donanımsal yapı. Eğer Smartphone sistemini kullanan değil bildiğimiz tam WinMo deneyimini yaşamak istiyorsanız pil çok hızlı bittiğini görecek, hayatı pil doldurma beşiğinde (cradle) yaşadığınızı fark edeceksiniz. Bunun nedeni, WinMo kullanan ürünlerin bilgisayarlardan tanıdığımız bellek (RAM) sistemini kullanıyor olması. Bu sebeple pil sürekli olarak hızlıca boşalıyor ve bunu benzer seviyedeki farklı sisteme sahip telefonlara göre daha da hızlı biçimde yapıyor.

armkurucuekipARM şirketinin kurucu ekibi. Poz biraz dizi ekibine benziyor.

Donanımsal sorunlardan birisi de genellikle WinMo için üst seviye işlemcilerin tercih edilmesi. ARM işlemcilere uygun şekilde üretilen WinCE’den bu yana bu pek değişmedi.Sadece frekansa bakıp aldanmayın, zira farklı üreticilerden gelen benzer performansa sahip ama farklı mimariler sebebiyle ayrı frekanslarda çalışan işlemciler mevcut. Önemli olan performans ve pil ömrü değerlerinin işi çizelgeye vurduğunuzda ters yönde hareket ettiği gerçeği.

Symbian’da işler nasıl yürüyor?

Bütün bu WinMo sıkıntısına Symbian’ın cevabı, RAM gibi kullanılan flash bellek benzeri yongalar ve daha kararında kullanılan işlemciler. Symbian, herhangi bir masaüstü sisteme benzeme veya benzer bir yapılanma kullanma zorunluluğuna sahip olmadığı için bu alanda öne çıkıyor.

nokia5800xpressmusic

Symbian’ın geniş ekran için değiştirilmiş biçimdeki alışıldık
S60 sistemi en son 5800′da kendisini gösterdi.

Zamanında Nokia 5800 Xpressmusic için yapılan odak topluluk (focus group) çalışmasında, Nokia’nın kendi ağzından bu telefonda en iyi işlemciyi değil, bu tür telefonlara göre oldukça mütevazı bir işlemcinin kullanıldığını öğrenmiştim. Şimdi işlemcinin tam modelini hatırlamıyorum, ama 5800 Xpressmusic’in zamanının Nokia’lar içinde kullanılan en güçlü işlemcileri barındıran N95 8 GB ve E90 Communicator’dan daha aşağı bir çoklu ortam desteği sağlamadığını söylemeliyim. Nasıl olduğunu işin uzmanları daha iyi açıklayabilir ama bir şekilde Nokia ve Symbian kullanan üreticiler donanımsal olarak aynı temelde buluşmasa da yüksek ölçüde uyumlu yazılımları kullanabiliyorlar.

Maemo durmaz çağlar!

Şimdi Nokia’yı sürekli Symbian’ın tek sahibiymiş gibi anıyor olmam bana kötü gözle bakılmasına sebep olabilir ama gerçekçi olalım: En yüksek kullanım ve en yüksek hisse oranı, Symbian’ın kaderini Nokia’nın tayin etmesini kaçınılmaz hale getiriyor. Şimdi bir koltukta iki karpuz dönemi de başlıyor. Zira Nokia Symbian’ın yanında Maemo konusunda da adımlar atıyor.

maemo2008Maemo’nun açılış sayfası. Düzenlenebilir programcıklara dikkat.

Maemo dediğimiz şey, Nokia’nın bir GNU/Linux uyarlaması ve taşınabilir internet aygıtları (PID) için özelleştirilmiş bir çekirdek üzerinde geçtiğimiz yıllarda satın aldığı ve en yeni telefonlarında da Symbian içinde değerlendirdiği Qt kütüphanelerini çalıştırarak yüksek görsel ve işlevsel deneyim hedefleyen bir işletim sistemi. Uzun bir cümle oldu ama bir solukta ne olduğunu anlatmak istedim.

Maemo ile önümüzdeki yıllarda Symbian’ın konumlandırması konusunda da çeşitli değişimler olması mümkün. Şimdilerde Nokia’nın Symbian destekli S60 sistemi, ucuz seride S40 olarak vücuda geliyor ve telefonlar işletim sistemi niteliklerini kaybetmeye başlayarak Java üzerinden bazı yazılımlar çalıştırmaya başlıyorlar.

nokian97Ama N97, Symbian kullanmıyor muydu, demeyin.
Programcık mantığının arkasında Maemo’da da kullanılan Qt var.

Maemo’nun yeterince gelişmesiyle birlikte S40′ın yerini alacak olan Symbian, en tepe olarak yerleşecek gelişmiş aygıtlar haricinde tüm ürünlerde kendisini gösterebilir. Açıkçası işlevsiz, sadece kısa mesaj ve arama işlevlerine sahip ürünlerin iyice azınlığa düşmesi çok da kötü değil, özellikle de artık yıllar içinde epey olgunlaşmış bir Symbian daha çok kişiyle tanışacaksa.