Posts Tagged ‘nvidia’

Intel Nvidia’yı neden övüyor?

Pazartesi, 2010.06.28

Çok izleklilik (multi-threading) günümüzde en önemli konulardan birisi. Meselenin şöhret kaynağı ise son kullanıcı tarafında gittikçe yaygınlaşan büyük verilerin çabukça işlenmesi ihtiyacı ve artık kaçınılmaz bir noktaya gelen bulut bilgi işlem teknolojileri.

Elbette bulut tek başına bu tür bir talepte bulunmuyor; bununla birlikte altyapının sürekli olarak yönetilebilir kalması, bağdaşık  olmayan veri ve işlem talep yığınlarının, bir fiziksel sunucu altında çalışan  birçok farklı sanal makineye gönderdiği talepler için daha iyi bir eniyileme izlemi oluşturulabilmesi gibi doktora tezlerine konu olacak meseleler sebebiyle daha iyi çok izleklilik, daha yüksek koşut işleme (parallel processing) verimliliği ve az ve güçlü değil çok ve zayıf işlemci taleplerinin artması kaçınılmaz oluyor.

Önce bir anı…

Firma ve basın arasındaki ilişkiler genellikle halkla ilişkilerdir. Her ne kadar basın ayrı bir mecra da olsa, sevimli görünmek, diğer bütün hizmetlerden ve ürünlerden önce gelir. Eh, mümkün mertebe bu ilişkiler de korunmaya çalışılır. Elbette bu ilişkilerin her zaman böyle yürümediği insanlar da var; özellikle de sözünü sakınmayan muhabir dostlarımız toplantıda kim var kim yok bakmadan lafı ortaya koyabiliyorlar.

Değerli dostlarımızdan birisi Intel’in bir toplantısında, önemli mevkiye sahip bir yöneticisi de toplantıdayken, anlatılanlara tepki olarak ciddi bir çıkış yapıyor. Toplantının ortasında söz alarak “insanları kandırmaya ne kadar daha devam edeceksiniz” gibisinden bir cümleyle soğuk duş etkisini tatbik ediyor. Sözün devamında laf “bu kadar pahalı işlemcinin yapacağı işi çok ucuz ekran kartları zaten yapıyor” gibisinden bir noktaya geliyor ve tabii “yahu bak şimdi öyle değil aslında” gibi toparlama sözcükleri havalarda uçuştuktan sonra toplantı bitiyor; konu kapanıyor.

Kuyruğa basmak ve kendi bacağına sıkmak

Aslında durum biraz farklı. Intel tabii ki temel teknoloji ve iş anlamında Nvidia’yı övmez. Çok ciddi rakip durumundalar. Elbette arada bazı ticarî bağlar hâlâ var (yonga seti işi) ama en nihayetinde birinin ak dediğine ötekinin kara dediği paralel işleme ve süper bilgisayarların geleceği gibi konularda süren mücadele yatışmış değil. Bunun en son örneğini, Intel tarafından hazırlanan ve Nvidia’nın paralel işleme teknolojisi olan CUDA‘nın “yüz kat hızlı” iddiasını çürütmeye adanmış bir araştırma sonucunda ortaya çıkan raporda görebiliyoruz.

AMD’nin FireStream’inden çok daha önce markalaşan ve kullanıcı tabanı oluşturmaya başlayan CUDA belki OpenCL ve ComputeSharer yaygınlaştıktan sonra marka değerini muhafaza etmekte zorlanacak; ama şu ana baktığımızda her şey Nvidia açısından gayet iyi gidiyor. ATI tarafından piyasaya sürülen 5000 serisi, Nvidia’yı daha bitmemiş ve sanki alelacele yetiştirilmiş Fermi sebebiyle çok zorlasa da Nvidia’nın pazarlama cümleleri CUDA ile daha hızlı veri işleme imkânlarından ve yine CUDA’mtrak (hatta onu temel alarak çalışan) bir sistemle iş gören Physx ile şenleniyor. CUDA konusunda kuyruğuna basılan Nvidia ise genellikle halkla ilişkiler manevralarıyla kendisini koruyor. Fakat bu defa Intel’in kendi raporu Nvidia’nın paralel işleme tezlerini ve “işlemciyle uğraşacağınız kadar ekran kartıyla uğraşsanız hayatınız kurtulur” yaklaşımını doğruluyor. Intel kendi bacağına neden ve nasıl sıkıyor?

Meşhur rapora bakınca…

Intel’in raporu, başlığında yazan “Nvidia’nın bizi yüze katlama iddialarına cevap” cümlesinin ötesine geçerek ciddi performans değerlendirmeleri yapıyor. Bu raporda belirli işler için Nvidia’nın CUDA teknolojisine sahip GTX 280 grafik işlemcisi Intel’in Core i7 960 işlemcisiyle kıyaslanıyor. Buradaki bağlantıya tıklayarak ulaşabileceğiniz, 37. Uluslararası Bilgisayar Mimarisi Sempozyumu‘nda sunulan raporda Nvidia’nın işlemcilerinin süper bilgisayar işlemlerinde Intel’in işlemcilerini yüze katlamadığı kanıtlanmış durumda.

Fakat araştırmada yazılan özette (ve tabii ki raporun içinde kanıtlarıyla sunulan verilerde) çok ciddi bir sıkıntı var: GeForce GTX 280, kendisinden birkaç kat pahalı olan Core i7 960’ı, süper bilgisayar mimarisine benzetilen test ortamında en fazla 14’e, ortalamada da 2,5’e katlıyor.

Özetle…

Intel CUDA ve benzeri, paralel akış işlemcilerini kullanan sistemlerin çalışma mantığı ve teknolojisini kabullenmiş durumda. Sadece henüz kendilerini yüze veya bine katlamadıklarını kanıtlayabiliyorlar. Açıkçası paralel işlemci yoğunluğu, ölçeklenebilirlik ve yükseltilebilirlik gibi kavramlara hiç girmeden (gerekiyorsa söyleyin gireyim) akış işlemcilerinin (stream processors) süper bilgisayarlarda daha fazla yer alması ve daha fazla yayılması konusunda engel barındırmayan bir teknoloji. Yazılımcılar açısından kullanımı biraz daha kolay hale getirildiğinde ve platformlar arasındaki uyumluluk artırıldığında çok pahalı işlemcilere para vermek kimse istemeyebilir. Belki de AMD’nin şirket sloganını bile “The future is fusion” yapmasının hikmeti budur; belki grafik işlemcisi ve klasik merkezî işlemciyi bir araya koymaktan fazlasını bile yapacaklar. Bekleyip göreceğiz.

2010 yılından beklentiler

Pazar, 2010.01.10

Yeni yıl geldi ve tarihlerin yıl hanesinde birkaç gündür 2010 yazıyor. Her ne kadar zaman feci biçimde bağıl bir kavram da olsa değişimler için dayana noktası almak için daha farklı çözümler bulmak her zaman mümkün değil. Neyse, kendi konumuza dönelim ve 2010 yılından beklentilerimi sıralamaya başlayayım.

2010 için yayınladığım yeni yıl kartı.

Alışılageldik biçimde 2010 yılından on beklenti gibi bir yaklaşımım yok. Aklıma gelenleri estiği gibi yazıyorum. O sebeple gün olur yeni beklentiler oluşur, oturup bu yazıyı güncellerim veya yeni bir beklenti listesi oluştururum.

İnternet rekabete açılsın

Bu çok zor biliyorum. Durduk yere saçma salak rakamlar özelleştirildiğini düşündüğüm Türk Telekom (PTT’nin t’si) ve bir kısmının sahiplerinin rant derdi internetin ucuzlaması ve özgürleşebilmesinin önünde önemli bir engel. Hâlen çıplak ADSL tabir edilen, telefon bedeli veya aboneliği almadan ADSL teknolojisinin memlekette görülememiş olması elbette Telekom’un çıkarı haricinde kimseye hizmet etmiyor. Eh bu kadar kerizi bir arada bulan hakim işletmeci de bu tatlardan vazgeçemiyor. Bakalım, umut verici gelişmeler oldu olacak. Bu şekilde belki diğer internet bağlantı tedarikçileri de huzura erer. Hazır gitmişken TTNet alalım yaklaşımı sonlanmış olur.

Sansür bitsin

Her ne kadar ifade özgürlüğü anayasal olarak çok kısıtlı ve mutaassıp insanlara daha fazla hizmet eder halde olsa da (dini olguları, bireyleri, kurumları, insanları eleştirmek çoğunlukla tahkir ve tezyif olarak değerlendirilebiliyor) belirli sınırların çizilmesi konusunda ne kadar elzem olduğu tartışmaya açık bir vazifeyi ifa ediyor. Eh bunun kullanan sapık vatandaşlar da “ben bundan kıl kaptım kardeş” diyerek internette, yoldaki vatandaşa hitap eden muzır neşriyat bırakmıyor. Tabii bunun yanında vay efendim bana sövdü, şöyle böyle dedi diyen kerameti kendinden menkul insanlar da ilim irfan kaynağı olarak değerlendirilebilecek sitelerin odunu veriyor beline beline…

Sus, soru sorma, konuşma, düşünme; mümkünse sadece nefes al.

Her ne kadar dijital içerikte fikri mülkiyetin esnetilmesi gerektiğini düşünsem de fikir ve sanat eserleri kanununa dayanan erişim engellemeler bu işi sadece yokuşa sürüyor. Müziğin, aslında genel olarak sanatın endüstrisi olmaması gerektiğini düşünsem de bu anlamda sanatçı ve yapımcıların çıkarlarını koruyan meslek birliklerine ağzımı açıp gözümü yumup saydıramıyorum. Bunlara sövmek yerine  FSEK’i değiştirmeye çalışanlar haricinde geri kalan kişilerin boş konuştuğunu açık açık söyleyebilirim. Bakın yine delirdim: Bir şeye hukuksuz demek için hukukta olmaması gerekir, komik olmayın. Hukuki olmaktan çıkartırsanız, huzura erersiniz. Coğrafyamın zihniyeti tabii; temel kazmayalım ama binamız otuz kat olsun; organım olsun ama iç çamaşırımla temas halinde olmasın. Peki canım.

Nvidia artık geri gelsin

Ekran kartı ve sistem yongası üreticisi Nvidia, kod adı Fermi olan GT300 yongasıyla yarışa devam etsin. Yahu PhysX ve benzeri önemsiz şeylerle bir firma ancak bu kadar süre hayatta kalabilirdi; sınırına da gelindi. Tabii bu benim kişisel görüşüm ve önemsiz şeyler derken CUDA teknolojisini ayrı tutuyorum. GPGPU’nun nasıl olması gerektiği konusunda önemli bir çalışma olan CUDA’dan başta PhysX olmak üzere birçok farklı çoklu ortam uygulaması faydalanabiliyor.

Nvidia 2010 için umut veriyor zira önemli bir kilometre taşı olan 40 nanometre üretim teknolojisi kendisini göstermiş durumda. En azından Nvidia’nın parke taşlarını çağrıştıran işlemcileri (abarttım birazcık) daha az enerji tüketip daha az ısı yayma eğiliminde olacak; bu bile başlı başına rahatlatıcı bir durum. Eksik kalan tek şey olan heyecan verici yeni ürünler (bu cümleyi kurarken kendimi çok pazarlamacı hissettim) tarafındaydı, umarım o da ortadan kalkacak.

iTunes ve alternatif kanallar çoğalsın

Yurt dışında olup da memleketimizde bulunmayan iki müzik dağıtım hizmetini buralarda da görmek isterdim. Bunlardan ilki iTunes. Apple’ın yeteneksiz iPod aygıtlarını anlamlı hâle getiren iTunes maalesef memleketimizde bulunmuyor. Sebebi, birçok kişinin sandığının aksine Apple’ın merkezinde bu konuda bir çalışma olmaması.

Bunun yanında SanDisk tarafından sunulan ve microSD bellek kartlarında sunulan albümler de kullanıcılara kullanışlı gelebilir. Kopya korumasız sunulan bu ürünler, içerik alındıktan sonra herhangi bir bellek kartı gibi kullanılmaya devam edilebiliyor. Öyle aman aman bir fikir olmasa da kullanışlılık açısında önemli bir getiri sunduğu kesin.

AMD mobil işlemcilerle gelsin

Intel tarafından korunan açık ara pazar önderliği, mali anlamda sorunlu dönemler geçirmeye devam eden AMD tarafından uzunca bir süre daha sarsılmayacak da olsa yeni ürünlere her zaman sıcak bakıldığı söylenebilir; tabii ki teşvikmiş, sindirmeymiş, bu tür garip hareketler olmadığı sürece. Farklı noktalara odaklanarak Atom’dan iyi ama çift çekirdekli CULV işlemcileri çeşitli yönlerden aratan ürünlere takılmış olan AMD, Intel’den aldığı milyar dolarlık bütçeyi hayırlı işlere ayırırsa, makul fiyatlı, az enerji tüketen ve üreticiler tarafından belirli model aralıklarında Intel’in sunduğu ürünlere seçenek üretebilecek işlemcilerin gelmesi işten değil.

Değerli AMD, dost acı söyler. Bu bilgisayar içindeki işlemci seni kurtarmaz!

AMD masaüstünde başarılı biçimde, ölümlülerin de edinebileceği sistemleri hem işlemci, hem ekran kartı, hem de yonga kümesi anlamında donatabiliyor. Dizüstüne uyarlanmış taşınabilir sistem yongaları ve üçüncü şahıslardan sağlanan ek bileşenler de sorunsuz; fakat işlemci konusu hâlâ sıkıntılı ve bir süre daha can sıkacağa benziyor.

3G adam olsun

Elbette bu konuyu çok derinlemesine deşecek değilim. Abonesi olduğum işletmeci 3G modem kampanyalı yeni bir veri erişim hattı almak istediğimde benden adrese gelen bir fatura istediğinde 3G konusunu bir süreliğine kapadım. Bunun yanında hâlâ arkadaşlarımdan bağlantıların tutarsız olduğu ve yer yer sapıttığını duymadığım gün yok. Elbette 3G bağlantılarının şebekelere bindirdiği yük muazzam; fakat bir hizmet için yapılacak yatırımın da insanların heveslerini kursaklarında bırakmayacak nitelikte olması makul bir beklentiden başka bir şey değil.

WiMAX gelse, dertler bitse

Elinde olsa telefon kullanmayı bırakıp hayatını VoIP yapacak benim gibi yaratıklar elbette bir taraftan fiberler sarsın dört bir yanını isterken bir yandan da WiMAX gelsin diye ellerini yukarı açıyorlar. Bunun yanında WiMAX teknolojisinin lisanslamaya başlaması, kablo fetişisti tekelcilerin gururunu feci biçimde incitecektir diye de düşünmüyor değilim.

İşin diğer tarafı, etrafımızda bu denli artan elektromanyetik dalgalar hoş bir ortam oluşturmuyor. Artık evleri korumak için Faraday kafesleri kurulmaya başlanırsa şaşırmam. Aslında kurulmaya hâlâ neden başlamadığını da merak etmiyor değilim.

Linux cebe girsin

Elbette şu sıralar cepteki en çok tutulan Linux türevi Google’ın Android platformu. Android ve diğer GNU/Linux girişimlerinin cep ortamında artışını görmek hem teknoloji hem de bağımsızlık anlamında önemli ilerlemeler olacak.

Konu mobil işletim sistemi olduğunda…

Yeri gelmişken, cebe sığan sistemlerdeki işletim sistmei tercihimi tekrar vurgulayayım: Exchange Server’ınız yoksa, WinMo değil Symbian tercih etmeniz daha doğru. Hayaıtnız Gmail ile yürüyorsa da artık Android kullanmayı deneyebilirsiniz.

Yeni yıl dileklerim burada son buluyor. Elbette, şimdilik. Yılın devamını hep birlikte getirebiliriz. Bakalım, görelim; neler olacak, neler olamayacak.

Nvidia neyle yaşar?

Pazartesi, 2009.10.26

Yıl bienal yılı olunda insan konuya gönderme yapmadan duramıyor. Aslında önceki yazımda bu konuya da değinecektim ama, lafı fazla uzatıp sizi sıkmamak için daha fazla yazmaktan kaçındım. Konumuz yine ana işi grafik yongası tasarlamak olan Nvidia. Yahu sen de taktın Nvidia’ya, demeyin; zira bu defa Nvidia’nın iyi yaptığı işlerden biraz bahsedeceğim. Gerçi bunların ne kadar işe yaradığı veya ne kadar iyi konumlandırıldığını görmek ve rakibe karşı ne getirileri olduğunu anlamak, önceki yazıda çizilen kara tabloyu fazlasıyla dağıtabilir ve sizi Nvidia tarafına yatırım yapmak konusunda dürtebilir.

nvidia_geforcewithcuda_logo

Nvidia’nın şu sıralarda birini iyi yaptığı diğerini de iyi sattığı iki işi var. Bunlardan birisi CUDA diğeri ise PhysX. Özetle, CUDA, Nvidia’ya özel bir yazılım geliştirme arabirimiyle (API) kullanılan genel amaçlı grafik işlem birimi (GPGPU, general purpose GPU) uygulaması ve kendisine destek veren yazılımlarda işlem yükünü işlemciden alarak ekran kartı üzerinden çalıştırıyor. PhysX ise kerameti kendinden menkul bir fizik motoru uzantısı. Hangisi hakkında daha olumlu düşündüğümü anlamışsınızdır.

CUDA ve Tesla

Nvidia’nın CUDA sistemi neredeyse mükemmel çalışıyor. Her seviye ekran kartının kullanabildiği CUDA sistemi, ekran kartındaki akış işlemcilerini (stream processor) başka işler için de kullanıyor. Rakibi olan ATI Stream‘e göre en büyük üstünlüğü ise şüphesiz yaygınlığı. Şöyle ki, ATI Stream teknolojisinden genellikle bir serideki üst modeller faydalanabiliyor. CUDA ise neredeyse her üründe kullanıma hazır. Kendimden biliyorum; Acer Timeline 3810T kullanıcısıyım ve bu alette Avivo Video Encoder‘la ATI Stream özelliğini kullanamıyorum. Halbuki bağımsız bir ekran kartı olan ATI Mobility Radeon HD 4330 kullanıyorum.

Forza Tesla!

Elbette endüstrideki desteği iyice kuvvetlenen Nvidia, CUDA’yı daha işlevsel biçimlere sokmak konusunda gecikmedi. Ünlü mucit ve teknolojinin bugüne gelebilmesindeki en önemli insanlardan olan Nikola Tesla‘nın ismini verdiği Tesla kişisel üstün bilgisayarlar da CUDA’nın nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyor.

nvidia_tesla_kart

Tesla sistemlerinde kullanılan bir kart

Teknik olarak Tesla sistemi, görüntü çıkışı olmayan ekran kartlarına matematik işlemleri yaptırıyor ve koşut veri işleme mantığını sonuna kadar kullanıyor. Aldığı destek derken, sadece son kullanıcıya hitap eden video dönüştürücülerden bahsetmiyoruz. Örneğin Maya gibi uzmanlarına yönelik bir üç boyutlu tasarım yazılımı için bile hızlandırıcılar var. Tabii sadece CUDA olarak değil, Tesla kutularını da hemen bu yazılımlar için üretilmiş eklentilerle veya yazılımların özel sürümleriyle kullanmanız mümkün. Sonuç: İşlemcileri ezen bir iş gücü artışı, hem de aynı gücü sağlayabilecek işlemcileri barındıran sistemlere kıyasla çok daha dar bir alanda…

Fiziksel üstünlük var mı?

Oyunlarda bulunan fizik motorları, Nvidia’nın satın aldığı Ageia‘nın PhysX‘inden de önce vardı. Özellikle, yine Intel’in aldığı ve çok geniş bir kullanıcı ve destekçi ağına sahip olan Havok‘la arasında görünüşte (gösterilende) çok fazla fark olan PhysX, uzunca süredir kendisine has bir kartla değil, Nvidia’nın bir sürücü eklentisi gibi, CUDA teknolojisinin bir uygulaması gibi çalışıyor. Havok‘tan daha fazla ne sağlıyor bilemiyoruz ama PhysX sistemini işlemci üzerinden çalıştırmaya çalışırsanız, sistem sürünmeye başlıyor. Belki de sorun Nvidia’nın PhysX sistemini sadece ekran kartında çalışacak şekilde iyileştirmesidir. Bunu elbette bilemiyoruz.

asus_physx_card

Eskiden PhysX için özel kartlar vardı, yaa.
Hem de ister PCI (
bunun gibi), ister PCI Express...

Elbette henüz kimse kalkıp “Havok neyinize yetmiyor” demedi veya diyemedi. Oyunlarda ayrı fizik motoru gereksinimini tartışmaya açacak derecede sadelikçiyim ama kullanana da neden kullanıyorsun arkadaşım, diyemem. Eğer PhysX sistemini kullanacaksanız, iyi bir ekran kartınız varsa yanına bir de 9500GT gibi bir kart alın ki performans kaybı yaşamayın. Unutmayın, öyle havadan bir performans kazanımınız yok. Ekran kartınızın bir kısmı kendisini PhysX işlemlerine veriyor.

Özetlemek gerekirse…

Nvidia’nın elinde bulunan CUDA’nın neden başarılı olduğunu anlattım. Nvidia şu an birçok noktada GPGPU uygulamasında yaygınlık anlamında önde. DirectX 11 ile yaygınlaşmasını umduğum OpenCL ve DirectX içindeki Compute Shader bu işlerin bir ortak paydada buluşması için önemli bir fırsat gibime geliyor. Zira, oyunların ek özelliklerini tek bir markaya kilitleyip işin içinden çıkabilirsiniz. Örneğin PhysX yerine Havok kullanılsa kimse ölmez. Ama yüksek performans gerektiren büyük uygulamalarda marka hakimiyeti kurulması, bir kısmı sevindirirken diğer kısmı feci şekilde üzecektir. Kimse de bunu göze almayacaktır. Alan alır tabii ama sol kulağı da feci çınlar.

Nvidia ne yapıyor?

Cuma, 2009.10.23

Son zamanlarda intihara kalkışan Nvidia bu konuda başarılı olur mu bilemiyorum ama, yeni ürünleriyle bu konuda oldukça iddialı olduğunu söyleyebilirim. Ne? Yeni ürünleri yok mu? Hah, ben de ondan bahsediyordum.

nvidia_gorsel

Dün katıldığım Microsoft davetinde, olay yerine intikal ederken Levent Abi’yle (Pekcan) yaptığım sohbet donanım dünyası konusunda bilgilerimi tazeledi. En son bıraktığım yerden beri, Nvidia yeni bir ekran kartı ortaya koyamamış durumda. Daha da vahimi, GTX 260-216 gibi kartların da fiyatları 200 dolar seviyesinde. AMD’nin sunduğu, ATI Radeon HD 4770 ve HD 4830 gibi ürünlerde ise fiyatlar 120-130 dolar civarına inmiş durumda. Tabii, üç-dört ay önce Sapphire’ın Türkiye temsilcisi Hasan Yücel’e sorduğumda aldığım “HD 4770 hâlâ sayılı geliyor” cevabındaki gibi durumlar da ortadan kalkmış durumda. Yani, Nvidia karşısında AMD-ATI oldukça güçlü.

Nvidia’yı bitiren yorum

Levent Pekcan’ın bu konudaki yorumu, Nvidia’nın intihar etme eşiğine geldiği yönünde. Tam bir alıntı yapacak olursam, kendisi “Nvidia resmen pazarın bir bölümünü ATI’a hediye ediyor” diyor. Bu kısım da, Türkiye’deki fiyatlara baktığımızda 120 doların hemen altında kalıyor. Açıkçası artık yıllanmış 9500 GT’den ne bekliyorsunuz emin değilim ama HD 4670 sanki parasına kıyasla size biraz daha fazla bir şeyler veriyor gibi görünüyor. 9600 GT, evet hâlâ yaşıyor; ama HD 4670 ve HD 4770 video oynatma ve enerji tüketimi konularında ciddi üstünlüğe sahip.

DirectX 11 vardı, ne oldu ona?

DirectX 10’da mangalda kül bırakmayan Nvidia ardından gelen, kendisine göre küçük, destekleyen kartları olan ATI’a göre ise çok büyük bir ilerleme barındıran DirectX 10.1 konusunda pek fazla ses çıkartmamasının yanı sıra, The Way It’s Meant to be Played programına dahil olan yapımcılara (Assassin’s Creed davasını bilirsiniz) da “kullananı oyarım” şeklinde bir baskı yapmıştı. Şimdi ise DirectX 11 konusunda Nvidia’nın sadece bir yol haritası var.

evga_gtx260core216

GT300 ailesiyle ilgili olarak bir gelecek pir gelecek yorumları için bence çok erken. Zira saç kurutma makinesi olayını unutmuş değilim. Tabii GT300 konusunda daha komik yorumlar gelmedi değil. Bakın dinleyin.

Mozaik parçacığından fayansa

Bir akşam Bostancı Kahve Dünyası’nda PC World’ün yönetici editörü Levent Özgürel ve eskiden Dünya Yayıncılık’ta ve bir süre de ShiftDelete.Net’te beraber çalıştığımız Güren Gürsel‘le oturup konuşurken, ortamda iki donanım editörü ve bir tane de donanım konusunu yemiş bitirmiş uzman olmasından dolayı, konu kaçınılmaz şekilde ekran kartı ve türevi konulara geldi. Orada da yönelttiğim “Ne olacak bu Nvidia’nın hâli” sorusu kendisine özel bir yer buldu.

Genel yorumlarımız, dana gibi ve 65 nanometreyi ancak görmüş olan çekirdeğin, Nvidia’nın üretim maliyetini artırdığı ve verimliliğini düşürdüğü yönündeydi. İri döşeme taşlarına benzeyen bu işlemci çekirdeğinden sonra GT300 muhabbeti başlayınca aramızdan birisi “artık o da fayans büyüklüğünde olur” diyince kahkahayı bastık.

Durum bundan ibaret. Sonuç olarak, dev grafik işlemcisi üreticisi Nvidia ne yapıyor, ne yapmaya çalışıyor ve esas hedefi ne, anlamak çok güç.