Posts Tagged ‘ios’

Checksum – Ne olacak bu Android’in hali?

Cuma, 2013.12.13

Bu yazı ilk olarak Nisan 2013 tarihinde, Hardware Plus dergisinin 1. (Mayıs 2013) sayısında yayınlanmıştır.

En çok kullanılan akıllı telefon işletim sistemi, geliştiriciler için olduğu kadar kullanıcılar için de dert olabiliyor. Farklı sürümler, kısıtlanan özellikler ve satıcıların yaptığı anlaşılamaz hareketler kafa karıştırmaktan öteye gitmiyor.

Berkin Bozdoğan

Çevrenizde hiç yazılım geliştirici var mı? Özellikle cep telefonları ve tabletler gibi ortamlar için kod yazan, tasarım yapan insanlardan bahsediyorum. Bu kişilere gidip Apple İOS için kod geliştirmeyi bir anlattırın. Büyük ihtimalle en büyük zorluk olarak “Objective C öğrendim” veya “retina olanlar ve olmayanlar için içeriği iki farklı boyuttan sunmak gerekiyor” gibi şeylerden bahsedildiğini duyarsınız. Apple’ın tasmalı teknoloji atılımı kullanıcıları kısıtlarken bir standartlaştırma hareketiyle yazılımcılar ve içerik üretenler açısından da dünyayı bir o kadar yaşanabilir hale getiriyor.

Yazılımcının çilesi

Bir Android geliştiricisine de benzer bir soruyu sorabilirsiniz. Android’e yazılım üretmek için Java kullandığını ve birçok farklı araç kullanarak herhangi bir yere bağlı olmadan geliştirme yapabildiğini söyleyecek, hatta yönetici hakkı (root) isteyen uygulamaları bile Google’ın kendi yazılım dağıtım kanalı olan Play’e koyabildiğinden övünçle bahsedecektir. Eğer özgür ve açık kaynak kod sevgisi benim gibilerin çok ötesinde bir tutku haline dönmüşse size biraz da haklı olarak özgürlüklerin ne kadar güzel olduğundan da bahsedecek, Apple ve benzeri üreticileri yerden yere vuracaktır. Buraya kadar sorun yok, Android mükemmel.

Birçok yazılım geliştirici ve dolaylı olarak kullanıcı için sıkıntının başladığı nokta cihaz çeşitliliğinin sürekli artması. Üreticiler bile kendi modelleri arasında standardizasyon yapmak yerine birçok farklı bütçedeki kullanıcıya hitap etmek adına onlarca model üretiyor. Bu kadar model demek, birçok farklı ekran çözünürlüğü, mekanik ve dokunmatik tuş birleşimi, depolama alanı farkları, işlemci ve grafik işlemcisi farkı ve toplamda deneyim farkı olması anlamına geliyor. Bundan dolayı hepsinde benzer bir deneyim yaşatmaya çalışma eyleminin sonucu geliştiricileri ülser etmekle kullanıcıların bir kısmını memnun edememek arasında bir yere düşüyor.

Sürümler, sürümler, sürümler

Android’in eğlenceli bir yanı da sürümlerden sürümlere değişen donanımsal ve yazılımlar yeteneklerin birbirini tutmaması. Özellikle Andorid’in nasıl ve neden başarılı olduğunu açıklamaya çalıştığımızda konunun yazılım olmadığını bize çok iyi anlatan ve ucuz Android cihazlarla piyasayı akıllı telefon çöplüğüne çeviren 2.x sürümünde pahalı modeller haricinde bulunmayan doğru düzgün depolama alanı birilerinin sol kulaklarının sıkça çınlamasına sebep oldu bile. Üzerine gelen ve sadece tabletlerde bulduğumuz, bu sayfalarda da kendisini okuduğunuz Levent Pekcan’ın deyimiyle “Android 4 yükleyicisi olarak kullandığımız”3.x sürümünde yan ürün olarak gelen, cep telefonu kullanıcılarının “ama biz çok uzun süre 2.3’te kaldık” feryatları da başka bir meseleydi. Nihayet dördüncü ana sürüm numarasıyla bir şeye benzese de Android’in çözmesi gereken veya evrilip gelişerek dert olmaktan çıkartması gereken bir standartlaşma sorunu var.

Elbette birçok üretici Intel’İn gevşetip sulandırdığı Ultrabook yaklaşımı gibi “genel hatlarıyla bir Android sistemi” isterken geliştiriciler Apple’ın sert kuralcılığına yakın şeylerin peşinde olacaklardır. Bir şekilde gelinecek asgari müşterek artık hayatı daha kolay hale getirip işlemci güçlerini ve pilleri daha verimli kullanan cihazlar isteyen son kullanıcıları da memnun edebilmeli. İster istemez insanın aklı rahmetli Symbian’a gidiyor ama o bambaşka bir konu. Yine de notumu düşeyim: Evet, pili üç gün giden akıllı telefonlarımız da oldu.

 

Nokia N9: Kısa ömürlü şöhret

Cuma, 2011.12.23

Nokia, mezarını çoktan kazdığı MeeGo işletim sistemini şimdiye kadarki en iyi telefonunda kullandı: N9. Aradığı taze kanı bulduğu gibi imha edip Windows Mobile’a yönelen Nokia’nın bu şaheseriyle biraz oynama fırsatı buldum.

 

 

Nokia’nın uzun bir aradan bu yana yaptığı en iyi hareketini ülkemizde izlemeye başladık. Olayın adı N9, Nokia’nın GNU/Linux’u temel alan MeeGo işletim sistemine sahip telefonu. Nokia bu telefonla önemli bir kazanç sağlamış hem de önemli bir kayba uğramış durumda diyebilirim. Akıllı telefonların önderi diyebileceğimiz Nokia, taklit de olsa bir tarz yaratıp ürün satılabileceğini anlayarak önemli bir adım atmışsa da rakibe korku, müşteriye huzur verebilecek bir sistemin ipini çektikten sonra bu ürünü çıkartarak garip bir tavır sergilemiş durumda.

Özellikler

Telefonun tüm özelliklerine GSM Arena’dan erişebilirsiniz; burada daha ziyâde deneyim aktarmak istiyorum. Tıklayıp hepsini okuyacağım, sen de arada özet geç derseniz, 480 x 854  piksellik 3,9 inç ekranlı bir devden bahsettiğimizi, tek çekirdekli Cortex A8 işlemciyle (yeterli ama çağdaşlarından geride) geldiğini, 16 GB yerleşik depolama alanı sunduğunu ve bağlantı seçenekleri arasında hiçbir eksiğin olmadığını söyleyebilirim.

 

2,5 inçlik sabit diskle boyut kıyaslaması. Arka tarafta
çift LED flaşlı kamera da görünüyor

 

Nokia’nın bu işin, gelişmiş dokunmatik ekranlı ve kullanıcı dostu arayüze sahip bir iPhone klonu üretip satma kısmını çok iyi yaptığını söylemeliyim. Zira tuş sayısında iyice tenkisata giden Nokia, N9’a sadece üç tane tuş koymuş. Bütün denetimler dokunmatik ekran ve bu ekran aracılığıyla kullanabileceğiniz kullanıcı arayüzüyle sağlanıyor. Sadece bir parmakla neler yapabildiğinizi görmek sizi de şaşırtacak diye düşünüyorum.

Ekran ve kullanıcı deneyimi

İlk başta biraz garipseyeceksiniz ama dokunmatik ekranın yönetim anlamında belki de en verimli kullanıldığı telefon N9 olsa gerek. Kişisel olarak, yalnızca mecbur kaldığım için, tamamen dokunmatik ekranla yönetilen bir telefon (HTC Wildfire S, alquez’in CyanogenMod 7.2 türevi) kullanan birisi olarak bu işin ne kadar ilerlediğine bir kere daha şahit oldum; siz de eğer kullanırsanız N9’un Nokia’nın evvelki Symbian’lı telefonlarından dokunmatik giriş sistemiyle bile ayrıldığını fark edeceksiniz. Meğer mesele her şeye sıfırdan başlamakmış; keşke bu kadar geç kalınmasaydı.

 

3,5 mm ses çıkışı yanında telefonun üst kısmında
gizlenmiş olan micro USB ve micro SIM yuvaları.

Nokia N9 eksiksiz çoklu ortam deneyimi sunuyor. Bunun yanında içinde birçok hizmet için kendi uygulamasıyla ve tümleşik hesap yönetim arayüzüyle geliyor. Elbette Symbian kadar olgun veya zengin olduğunu söylersem yalan olur ama başlangıç için iyi durumda. Kutudan çıktığı gibi çok fazla üçüncü şahıs yazılım kurmadan da her işinizi görebiliyorsunuz (her işi görmek elbette geniş bir kavram ama anladınız siz 😉 ).

Geçmişe özlem

Symbian kadar zengin değil dedim ya, aslında en büyük sıkıntı burada. Nokia bu platformla devam etmeyeceğini çoktan açıkladı. Bu açıklama doğal olarak ölü doğmuş bir telefona ve kısır bir platforma sebep olacak. Yılların birikimi haline gelen ve her yerde her şey için bir çözümü bulabileceğiniz Symbian yazılımlarının MeeGo sürümünü bulmayı beklemeyin. Bunun yanında birilerinin bu yazılımları zaman içinde kullanıcılara sağlayacağı sanrısına da kapılmayın.

 

Bumblebee! Kutu içeriğine bakabilir miyiz?

 

Özetle Nokia sunması gereken ürünü oldukça büyük bir gecikmeyle, bütün platformun da idam fermanını hazırladıktan sonra piyasa sürerek hayal kırıklığı yarattı. Diğer taraftan, N9’u ürün olarak tek başına düşünürseniz, kusur bulmak gerçekten zor. En nihayetinde her keseye göre (gerektiğinde de özgürleştirilebilen) Android işletim sistemli cihazlar varken Blackberry, Windows Mobile, Symbian veya MeeGo çalıştıran cihazları almayı düşünmeyecek büyük bir müşteri kitlesi, iOs varken de başka bir şeyi gözü görmeyen daha büyük bir tüketici grubu var.

Nokia, neden yapıyor bilmiyoruz ama, eski üretkenlik ve yenileşimciliğini kenara bırakıp giriş seviyesi ve orta seviyeye hitap edebilecek performanstaki ürünleri (N9’dan bahsetmiyorum) olması gerekenden pahalıya satıp üst seviye telefonlarla mücadele etme çabasını sürdürecekse, içinde bulunduğu sıkıntılı dönemden çıkmak için Windows Mobile ve Microsoft‘un yazılım geliştirme platformundan da medet ummamasını tavsiye ederim.

 

 

Çanlar Nokia için çalıyor

Pazartesi, 2011.02.14

Tam olarak ne yapmaya çalıştıklarını anlamak güç de olsa kendisinin bir internet şirketi olduğunu iddia etmeye başlayan, esas parasını donanımdan kazanan ve hasbelkader en uzun süre belirli standartlar dahilinde kullanıcı ve geliştiricilerin gözdesi olmuş bir işletim sistemini yazan şirket olarak bir kişilik bunalımı yaşanması Nokia için kaçınılmazdı. Elbette bu durumu geçen sene sorsanız ben bile lafı buradan açmazdım ve şurada gevelediklerime benzer şeyler söylerdim. Fakat Nokia’nın son çılgınlığı ipsiz bungee jumping yapmaya benziyor.

Olli-Pekka Kallasvuo‘nun yerine Microsoft’tan gelen CEO’nun Nokia’da ciddi bir şeyler değiştireceğini tahmin etmemek garip olurdu. Velâkin geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen CEO değişimi sonrasında şu sıralarda gün yüzüne çıkan gelişmeler biraz kafa karışıklığı, üzüntü/sevinç ve “ne olacak bu Nokia’nın hâli” vaziyetlerini üretmeye başlamış durumda.

Soğuk sularda son durumlar

Nokia ve Microsoft tarafından yapılan bir açıklamada (kendi tarzımla özetlemem gerekirse, ki gerekir) Symbian’ın pabucunun dama atıldığı, MeeGo’nun ipinin çekildiği, bundan sonra Windows Mobile 7 ile başlayarak Nokia telefonlarının Microsoft ile ortaklaşa oluşturulacak WinMo temelli bir platformda sunulacağı, üvey evlat muamelesi göreceğinin söylendiği Symbian işletim sistemiyle üç beş tane daha telefon satılacağını ve bu platformu lisanslamaya devam edeceklerini belirten firmalar kır düğününü ve halay çekme kısmını Mobile World Congress‘e bırakarak ortamdan ayrıldılar.

Fotoğraf: gsmarena.com

Görünüşe göre, ihtirası sağır sultan tarafından bile duyulmuş olan Steve Ballmer‘ın “Nokia’yı alın!” cümlesinden sonraki en iyi ikinci (yine de gayet iyi, yanlış anlamayın) senaryo sahneye konmuş, destekçilerini kaybeden Windows Mobile, yeni .Net geliştirme ortamının yeteneklerini geniş geniş değerlendirebileceği bir üreticiyle kazan-az kazan dengesine kurulu bir ilişkiye başlamış vaziyette. Ne diyelim, tebrikler. Hisse almadan da firma ele geçirilebiliyormuş.

Ne içiyorlarsa bana da…

Zamanında iki adet basılı derginin yayın yönetmeni birbirilerine kim daha çok satıyor diye spor amaçlı sataşırken gündemde uzun süre kalan ve haklı bir şöhrete sahip olan “bu yazıyı yazarken ne içiyorsa bana da göndersin” kalıbı yerli yersiz tekrar aklıma geliyor. Nokia yönetimi böyle bir karar alırken elbette Symbian stratejisinde yapılan hataların cezasını Kallasvuo’ya kesmiş, yerine başkasını getirmişti. Yeni gelen Elop önderliğindeki yönetimin Symbian’da kaçırılan fırsatları Windows Mobile ile sıfırdan kovalanacak fırsatlara çevirmesi büyük bir meziyet değil. Şu noktadan sonra Windows Mobile’ın Exchange Server için servet ödemeyen kurumlar tarafından da “donanım üzerine fazladan birkaç yetenek ekleyecek” niteliğe ulaşmasını (belki BlackBerry örneği kısmen geçerli olabilir) ve günü kurtarmak yerine uzun vadeli ve birbirini izleyerek yazılımsal mirası sürekli geliştirebilecek standartlarda bir platforma dönmesini ummaktan başka çare yok.

Unutmadan, Nokia zamanında satın aldığı Trolltech firmasının geliştirdiği Qt kütüphanelerinin turşusunu kurmayacaksa bir zahmet kamuya açsın. En azından KDE geliştiricileri çift lisans modeli yerine tamamen GNU GPL lisansıyla psikolojik olarak biraz daha rahatlar.