Posts Tagged ‘gizlilik’

Altı yaprak üstü bulut

Pazartesi, 2011.01.10

Son zamanların en gözde konusu olan bulut bilgi işlem her ne kadar “dosyalarıma her yerden erişiyorum” kısmında takılıp kalmış gibi görünse de yakın vakitte, internet altyapısı izin verirse, daha farklı hizmetlerin kiralanabilmesini kolaylaştıracak. Önündeki engeller, kafada kalan sorulara verilebilecek birkaç cevabı özetleyeyim.

Bulut bilgi işlem konusu her ne kadar yeni gündeme oturmuş olsa da en ilkel uygulaması olarak “e-postalarımızın internet üzerinde durması” kavramıyla, farklı bir isimle hayatımıza girmiş bir şey. Elbette o zamanki adı, özellikle veri depolama alanının sadece e-posta ile ilişkilendirilmesi sebebiyle, internet tabanlı e-posta olarak anılmış, “bilgisayara indirilebileni yok mu bunun?” soruları arasında hakir görülmüştü. Tabii şimdi geldiğimiz nokta her şeyi tarayıcı vasıtasıyla halletmek ve gerekirse bulutta duran bilginin bir kısmını (bakınız: Offline Gmail) bilgisayarda tutabilmek. Hatta mümkünse her türlü yazılı belgeleri, fotoğrafları istediğimiz kişilerle istediğimiz ölçüde paylaşabileceğimiz ve yetki atamaları yapabileceğimiz biçimde internet üzerinde tutmak sağlam bir akım (kaç amper, ölçemedim ama) olarak kabul ediliyor.

Sığlık ve derinlik

Elbette herkes anlasın diye bulut bilgi işlem olduğundan daha sığ örneklerle açıklanabiliyor. E-postaların, fotoğrafların ve diğer belgelerin her zaman erişim için internette bir yerlerde durması, şirket ağının dışarıya açılması, ayrıntılı yetkilendirmeler, cep bilgisayarlarının dizüstü bilgisayar açmadan büyük oranda iş hayatını devam ettirtebilecek niteliğe ulaşabilmesi… Daha çok örnek sayılabilir. Elbette tek bir erişim aygıtına (evdeki bilgisayar,  telefon v.b.) bağlı kalmama çok güzel bir özellik velâkin daha fazlası verilebilirken bu kadarla yetinmek neden?

Bulut bilgi işlem teknolojisi kullanıcıların bilgi işlem maliyetlerini farklı alanlara daha verimli şekilde kaydırma imkânı sunuyor. Örneğin size belirli bir miktarda performans sağlayacak bir donanım sisteminiz var; tamam çok güzel. Ya yükseltme yapmanız gerekirse ne olacak? Eskisini at, yenisini al… Çok mantıklı gelmiyor. Ne demeye çalışıyorum, açıklayayım.

Satın alma, kirala

Bulut bilgi işlem, kullanıcılara işlem gücü de sağlayabilecek bir teknolojik ilerleme anlamına geliyor. Örneğin, basite indirgeyeyim, işiniz video işleme olsun. Standart PAL çözünürlüğündeki videoları işlemeye yetecek kadar bir performansa sahipsiniz. Peki acımasız Full HD videolarla uğraşmaya başladığınızda ne yapacaksınız? Elbette size yardımcı olabilecek daha fazla işlem gücü kiralayacaksınız. Bütün işinizi özel bir işletim sistemi ve ağ iletişimiyle uzakta, hiç görmediğiniz bir yerde, istedikleri kadar gürültü çıkartıp elektrik faturası kabartan ama sizin asla haberiniz olmadığı dev bir sunucu çiftliğine yaptırdığınızı ve önünüzde ise basit bir kutu, bir monitör ve giriş aygıtları olduğunu düşünsenize… Hayal gibi ama bir sonraki işletim sistemi devrimi bundan başka bir şey değil.

Güvenlik ve pimpiriklilik

Şu hizmet satın alma ve dosyaların bulutta durması gibi kavramlarla birlikte gelen güvenlik sorusu da birçok kişinin aklına düşmüştür. Elbette teknolojinin ilerlemesinde önemli bir kilometre taşı olan bulut kavramı birçok kullanıcının gönüllü olarak elindeki bilgiyi üçüncü şahısların denetimindeki sunuculara göndermesini öngörüyor. Özel hayatın gizliliği konusunda “ulan her yerde kamera var, helâda bile takip edecekler” şüphesiyle yaşayan insanların iş sayısal bilgiye geldiğinde bu kısmı görmezden gelmesi garip. En azından giriş seviyesi bir şüphecilikle ara sıra da olsa mırın kırın etmelerini beklerim. Elbette, güvenliğini sonuna kadar sağlayabilecekse, kişilerin kendi sunucularını kurup yönetmesi ve üzerinde çeşitli hizmetler çalıştırabilmesi güzel olacaktır. Bununla uğraşamazsanız Google’a her şeyinizi teslim etmekten imtina etmek anlamsız. Verin gitsin. Size böyle diyorum ama ben kendi adıma kendi sunucumu yönetmeyi deneyebilirim.

Firmalar boyutunda ise kendi oluşturdukları özel ağ ve sunucular üzerinden çalışan uygulamaların güvenliğini sağlama kısmı ağırlık kazanıyor. Her ne kadar kullanıcı tarafında firma tarafından uygulanacak üst düzey şifreleme algoritması birçok sorunu bertaraf edecek gibi görünüyorsa da verilerin ulaştığı noktada (kişisel bilgisayar, tablet, telefon, neyse ondan) başka sorunlar ortaya çıkması muhtemel. Elbette dizüstü bilgisayarını tren garında unutan MI:6 ajanlarından biraz daha dikkatli olmak ve disk şifreleme konusuna birazcık da olsa önem vermek her şeyi çözebilecek güce sahip.

Madem buraya kadar geldik, yazıyı sazlı sözlü bitirelim. Konuyla ne kadar ilgili olduğuna siz karar verin. In Flames‘ten gelsin: Cloud Connected.