Posts Tagged ‘cep telefonu’

Nokia N9: Kısa ömürlü şöhret

Cuma, 2011.12.23

Nokia, mezarını çoktan kazdığı MeeGo işletim sistemini şimdiye kadarki en iyi telefonunda kullandı: N9. Aradığı taze kanı bulduğu gibi imha edip Windows Mobile’a yönelen Nokia’nın bu şaheseriyle biraz oynama fırsatı buldum.

 

 

Nokia’nın uzun bir aradan bu yana yaptığı en iyi hareketini ülkemizde izlemeye başladık. Olayın adı N9, Nokia’nın GNU/Linux’u temel alan MeeGo işletim sistemine sahip telefonu. Nokia bu telefonla önemli bir kazanç sağlamış hem de önemli bir kayba uğramış durumda diyebilirim. Akıllı telefonların önderi diyebileceğimiz Nokia, taklit de olsa bir tarz yaratıp ürün satılabileceğini anlayarak önemli bir adım atmışsa da rakibe korku, müşteriye huzur verebilecek bir sistemin ipini çektikten sonra bu ürünü çıkartarak garip bir tavır sergilemiş durumda.

Özellikler

Telefonun tüm özelliklerine GSM Arena’dan erişebilirsiniz; burada daha ziyâde deneyim aktarmak istiyorum. Tıklayıp hepsini okuyacağım, sen de arada özet geç derseniz, 480 x 854  piksellik 3,9 inç ekranlı bir devden bahsettiğimizi, tek çekirdekli Cortex A8 işlemciyle (yeterli ama çağdaşlarından geride) geldiğini, 16 GB yerleşik depolama alanı sunduğunu ve bağlantı seçenekleri arasında hiçbir eksiğin olmadığını söyleyebilirim.

 

2,5 inçlik sabit diskle boyut kıyaslaması. Arka tarafta
çift LED flaşlı kamera da görünüyor

 

Nokia’nın bu işin, gelişmiş dokunmatik ekranlı ve kullanıcı dostu arayüze sahip bir iPhone klonu üretip satma kısmını çok iyi yaptığını söylemeliyim. Zira tuş sayısında iyice tenkisata giden Nokia, N9′a sadece üç tane tuş koymuş. Bütün denetimler dokunmatik ekran ve bu ekran aracılığıyla kullanabileceğiniz kullanıcı arayüzüyle sağlanıyor. Sadece bir parmakla neler yapabildiğinizi görmek sizi de şaşırtacak diye düşünüyorum.

Ekran ve kullanıcı deneyimi

İlk başta biraz garipseyeceksiniz ama dokunmatik ekranın yönetim anlamında belki de en verimli kullanıldığı telefon N9 olsa gerek. Kişisel olarak, yalnızca mecbur kaldığım için, tamamen dokunmatik ekranla yönetilen bir telefon (HTC Wildfire S, alquez’in CyanogenMod 7.2 türevi) kullanan birisi olarak bu işin ne kadar ilerlediğine bir kere daha şahit oldum; siz de eğer kullanırsanız N9′un Nokia’nın evvelki Symbian’lı telefonlarından dokunmatik giriş sistemiyle bile ayrıldığını fark edeceksiniz. Meğer mesele her şeye sıfırdan başlamakmış; keşke bu kadar geç kalınmasaydı.

 

3,5 mm ses çıkışı yanında telefonun üst kısmında
gizlenmiş olan micro USB ve micro SIM yuvaları.

Nokia N9 eksiksiz çoklu ortam deneyimi sunuyor. Bunun yanında içinde birçok hizmet için kendi uygulamasıyla ve tümleşik hesap yönetim arayüzüyle geliyor. Elbette Symbian kadar olgun veya zengin olduğunu söylersem yalan olur ama başlangıç için iyi durumda. Kutudan çıktığı gibi çok fazla üçüncü şahıs yazılım kurmadan da her işinizi görebiliyorsunuz (her işi görmek elbette geniş bir kavram ama anladınız siz ;) ).

Geçmişe özlem

Symbian kadar zengin değil dedim ya, aslında en büyük sıkıntı burada. Nokia bu platformla devam etmeyeceğini çoktan açıkladı. Bu açıklama doğal olarak ölü doğmuş bir telefona ve kısır bir platforma sebep olacak. Yılların birikimi haline gelen ve her yerde her şey için bir çözümü bulabileceğiniz Symbian yazılımlarının MeeGo sürümünü bulmayı beklemeyin. Bunun yanında birilerinin bu yazılımları zaman içinde kullanıcılara sağlayacağı sanrısına da kapılmayın.

 

Bumblebee! Kutu içeriğine bakabilir miyiz?

 

Özetle Nokia sunması gereken ürünü oldukça büyük bir gecikmeyle, bütün platformun da idam fermanını hazırladıktan sonra piyasa sürerek hayal kırıklığı yarattı. Diğer taraftan, N9′u ürün olarak tek başına düşünürseniz, kusur bulmak gerçekten zor. En nihayetinde her keseye göre (gerektiğinde de özgürleştirilebilen) Android işletim sistemli cihazlar varken Blackberry, Windows Mobile, Symbian veya MeeGo çalıştıran cihazları almayı düşünmeyecek büyük bir müşteri kitlesi, iOs varken de başka bir şeyi gözü görmeyen daha büyük bir tüketici grubu var.

Nokia, neden yapıyor bilmiyoruz ama, eski üretkenlik ve yenileşimciliğini kenara bırakıp giriş seviyesi ve orta seviyeye hitap edebilecek performanstaki ürünleri (N9′dan bahsetmiyorum) olması gerekenden pahalıya satıp üst seviye telefonlarla mücadele etme çabasını sürdürecekse, içinde bulunduğu sıkıntılı dönemden çıkmak için Windows Mobile ve Microsoft‘un yazılım geliştirme platformundan da medet ummamasını tavsiye ederim.

 

 

Nokia C7′yle deneyimler

Çarşamba, 2011.06.01

 

Nokia’nın yeni ama hâlihazırda pabucu dama atılmış Symbian işletim sistemini kullanan telefonları bir bir kendisini gösteriyor. Elime Nokia’nın halkla ilişkiler ajansı tarafından ulaştırılan C7 modeliyle ilgili atıp tutarken aklınızın bir köşesinde kalmasını istediğim tek şey seneye ortalıkta Symbian adlı bir şey kalmadığında bu telefonların “Nokia’da böyle bir şeyler yapardı zamanında” demek için kullanabileceğimiz son dayanak noktaları olduğu.

 

 

Nokia C7 ile ilgili uzun uzun inceleme yazmayacağım (buraya tıklayıp teknik ayrıntılara ulaşabilirsiniz). Açıkçası Nokia’nın son modelleri arasında (E7, C7 vb) pek fark yok, arayüz hep aynı (haliyle) ve fark sadece biçim ve temel donanımsal özelliklerde ortaya çıkıyor. C7 modeli, bar tipi, dokunmatik ekranlı bir model. Etrafındaki tuşlar ses açma kapama ve tuş kilidi işlevi görüyorlar. Dokunmatik ekranın altında ise bir akıllı telefon klasiği olarak cevapla, çağrı sonlandır ve menü tuşu var.

 

Eskiyi unutun

 

Kullanım genel olarak kolay ama elinizle, daha eski bir telefondan geçiş yaparsanız, her tarafını muhteşem derecede algılayan kapasitif ekrana alışırken sürekli başka şeylere basmanız işten değil. Kullandığım 5800 ne kadar kötüymüş, bu telefon ne kadar iyiymiş diye bir süre sayıkladığımı hatırlıyorum. Ama AMOLED ekran fazlaca parlak olan renk üretimi ve titrek görünen aydınlatması nedeniyle biraz garip gelebilir. Alışması uzun sürüyor.

 

 

Tamam, flaşlı 8 MP kameraya lafım yok ama yanında 24 MP tam çerçeve SLR fotoğraf makinesi taşıyan birisi olduğumdan bu özelliği pek az kullandım (arada kroyum ama para bende mesajını da verdim sanırım, öhm neyse). Çözünürlük iyi velâkin telefon kameralarının genel sorunu olan renk kırılmalarını yaşıyorsunuz. Kameranın iki yanındaki hoparlörler de  başarılı. Ne kadar iyi derseniz, Nokia’nın birçok yeni modelinde olduğu gibi çevrenizdekileri net bir müzik yayınıyla rahatsız edebileceğiniz kadar.

 

 

Yeni telefonlarla ilgili olarak en sevdiğim kısım sanırım üzerlerindeki Micro USB yuvasının aynı zamanda şarj olmalarını sağlaması. Dolayısıyla bir kablo ve USB çıkışı olup da çalışan bir elektronik aygıt olması bu telefonu şarj etmeniz için yeterli. Tabii Micro USB özgür bir standart değil, o nedenle standart USB bağlantıları kadar kolay bulunur kablolara sahip değil. Olsun, artı puan artı puandır.

 

 

Depolama alanı seçeneği en beğendiğim kısım oldu diyebilirim. İşletim sisteminin çalıştığı küçük bir alan (C: diyelim, Windows alışkanlıkları) haricinde 8 GB yerleşik depolama alanı sunan C7′ye bir de (pili çıkartmanız gerekse de) microSD bellek kartı takabiliyorsunuz. Teorik olarak 40 GB’a kadar yolunuz var.

 

Kısaca…


Nokia’nın onu ilk tanıdığımız halindeki son demlerinde bir telefon arıyorsanız (o kadar duygusalsanız) veya Symbian tamamen ortadan kaybolmadan efsaneyi çalıştıran son ürünlerden birisini arıyorsanız Nokia C7 iyi bir telefon. Barındırdığı çoklu ortam özelliklerine çok methiye düzmeyeceğim; ama işlem gücü haricinde zaten sekiz sene önce de bu denli iyi ürünleri vardı. Yalnız dikkat edin, metal yüzey elden çok feci kayıyor; elinizde az önce bütün biçimde duran telefonun parçalarını yerden toplamanız hoş olmaz.