Posts Tagged ‘ati’

AMD, Acer’da aradığını bulur mu?

Çarşamba, 2009.11.11

Geçtiğimiz haftalarda Acer ve AMD tarafından düzenlenen bir toplantıda Ferrari One’ı yakından tanıdım. Şu sıralarda satışta olan bu gelişmiş minik bilgisayar kullanıcılara sunulan önemli bir değerin yanı sıra bu iki dev üretici için de önemli bir adım olabilir mi? AMD, ihtiyaç duyduğu iş ortağını acaba bulabildi mi?

AMD_dragon_fusion

AMD; açık ara geride olduğu taşınabilir bilgisayar pazarında sorun yaşamaya ve günü de aslında fazlasıyla iyi kurtarabilecek ürünlerle gelmeye devam ediyor. En son Athlon X2 taşınabilir sistme işlemcileri, esas ürün gamını oluşturan Turion X2 Ultra işlemcilerine ucuz, düşük performanslı bir seçenek olarak sunuluyor. Eh, bu işlemciler Intel’in Atom’u kadar çakma olmadığı için AMD yarattığı bu dizüstü pazarına ince ve hafif (thin and light) diyor. Tabii bu ürünler performans tarafında da hafif ama Intel’in Atom bileşenlerini kullanan bilgisayarlardaki birçok sorun da ortada yok.

Her derde deva

Açık konuşalım, AMD’nin ince ve hafif çözümleri, Atom’u birçok uzman için (ben dahil) işe yarar hâle getiren Nvidia ION’dan çok daha ileri. Burada Nvidia ve AMD kıyaslaması yapmaya gerek görmüyorum, o apayrı bir konu; fakat Kırpılmış AMD işlemciler benzer fiyat aralığında Atom’u dağıtıyor gibime geliyor. İşin içine AMD’nin her türlü grafik yongasına tümleştirdiği evrensel video çözücü (UVD) var ki, tadından yenmiyor. M780G sandığımdan uzun ömürlü oldu ama yetiyorsa yenisine gerek yok.

FSC vardı, ne oldu ona?

AMD, büyük umutlar bağladığı (belki de gerçekçi davrandılar, emin değilim) Puma platformuyla mükemmel pil ömrü sunamasa da marka içinde ATI grafik işlemcilerini güzel bir biçimde bir araya getirerek değiştirilebilir grafik işlemcisi konusunda önemli bir yol aldı. Bunun yanında yenilenen Turion X2 Ultra işlemcileri de daha iyi bir başarım gösteriyordu. Tabii işin güzel kısmı ekonomisiydi.

fujitsu-siemens-amilo-3000-series

Eski mutlu günler Fujitsu ve Siemens için geride kaldı.

Türkiye’de yapılan tanıtımda, Almanya merkezli rahmetli Fujitsu Siemens Computers ile ortaklaşa sınadıkları bu yaklaşımı sergilediler. Hatta FSC’nin AMD ile ne kadar yakın çalıştığından falan dem vuruldu. XGP olarak anılan harici ekran kartı çözümü de sadece FSC tarafından Amilo Graphics Booster adıyla çıkartılacaktı. Tabii bunlar yalan oldu, Alman ortak kaçtı, FSC de Fujitsu Technology Solutions oldu ve bunun gibi birçok baltalayıcı olay gerçekleşti. Zaten o tanıtımlarda ortaya konulan ürünler de amiyane tabirle dana gibiydiler ve en hafifletilmiş ürünle içi en dolu arasında nedereyse hiç kasa farkı yoktu. Sadece fiyat üstünlüğüyle bir yere varılmamasını garipsemiyorum. Biraz da tasarım gerekiyor.

Scuderia Ferrari, AMD ve Acer

İyi günde ve kötü günde Scuderia Ferrari’nin yanında olan Acer ve AMD’nin bir noktada, şu güne kadar genellikle sadece Acer Ferrari ürününde işbirliği yapması kaçınılmazdı. Tabii bu ilişki nereye kadar ilerledi, tartışmaya açık zira Acer dizüstü bilgisayar alanındaki en büyüklerden birisi ve kaynağı sınırsız desek yeridir.

scuderia_ferrari_f1

Elbette hiçbir ticari kurum sadece laf olsun diye çuvalla ar-ge parası akıtmaz. Herhalde AMD’den de taşınabilir sistemler konusunda çok büyük mucizeler beklenmediği için çok fazla bir araya gelinmemiştir. Ama Ferrari markasının iki iş ortağıyla bir araya geldiği ürünler, performans ve pil ömrü açısından mükemmel olmasa da görsel tasarım açısından oldukça ilgi çekici ve yenilikçiydi.

Scuderia_Ferrari_Logo_2007

Ortaya çıkan Ferrari yaklaşımı iki markaya da erişilmeze (fiyat olarak, yanlış anlamayın) imza attıkları için değer kattı ve Ferrari çılgınlarına daha erişilebilir bir Ferrari sundu. Yeni gelen Ferrari One ise herkese hitap eden bir Ferrari halinde, dolayısıyla Italyan ateşini şu günlerde daha fazla görmeye başlayabiliriz. İtalyan ateşi derken, Acer’ın da aslında nereli olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Hemşehrim, memleket nere?

Acer, Tayvan, yani Çin Cumhuriyeti merkezli bir kuruluş; fakat zihniyet olarak fazlaca Avrupalı bir görüntü çiziyor. Özellikle de ABD’de yaptıkları yatırım sonrasında Gateway gibi bir üreticiyi bünyelerine katıp Dell’in ardından ikinci sıraya oturmuş olmaları önemli bir ayrıntı.

AMD’nin nereli olduğunun çok fazla önemi yok, ne de olsa dünya üzerinde birkaç tane işlemci tasarlayan firma mevcut. Bunun yanında üretim teknolojisi konusunda Çin Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde bolca tesis var. İşlemci paketlemeleri (çekirdeğin işlemciye çevrilmesi) farklı yerlerde yapılıyor. Aslında Arap ortaklardan sonra AMD daha uluslararası bir yapıya kavuştu. Eh bunun yanında kendilerine Arabian Micro Devices diyen büyükçe bir kitle de oluşmadı değil.

Söyle buldun mu, aradığın Sony’yi?

Sony konusuna gelene kadar lafı biraz uzattım, farkındayım ama konuşmasam olmaz. Elim veya çenemin bir arada durduğu görülmemiş olmakla birlikte beraber çalıştıkları da gözlenmiştir.

Sony, Intel’le özelleşmiş çalışmalar yapmak konusunda iyi bir kuruluş. Tabii burada bahsettiğim Sony, Sony Computer isimli firma. VAIO ürün ailesiyle birlikte Intel işlemcileri ve teknolojileriyle neler yapılabileceği konusunda artık sunmadığı yaklaşım kalmayan Sony, ürün kalitesi ve özellikleri yanında işletim sistemi bağımlılığı konusunda da rakipsiz. Tabii son dediğim çok çok kötü bir durum ama gülü seven dikenine selam söyler.

sony-vaio-type-z-1Ecnebilerin geek tabir ettiği insanların gözdesi: VAIO Z

Sony tarafından sunulan ürünler, diğer markaların da peşinden koştuğu ama maliyetler sebebiyle Sony’ye nazaran daha kırpılmış şekillerde son kullanıcıyla buluşan daha başka ürünler olarak farklı üreticiler tarafından ilham alınan yaklaşımlar olarak piyasada varlığını sürdürüyor. Bir buçuk kiloluk ürünlerde kullanılan değiştirilebilir grafik teknolojileri (VAIO Z), kasada kullanılan karbon fiber ve alüminyum gibi dayanıklı malzemeler, dar alanda kısa paslaşmalar (VAIO TT) ve Dev gibi ekranlara sahip netbook’lar (VAIO P) Japonların bu konuda ne kadar inanılmaz işler çıkardıklarını gözler önüne seriyor.

Uzun lafın kısası, Sony, Intel teknolojileriyle neler yapılabileceğini acımasızca gözler önüne seriyor. Pazar payları tepede olmasa da onlar yaptıkları işten ve diğerlerine ilham vermekten çok memnun. Peki AMD için bir Sony mümkün mü?

AMD+Acer, Ferrari One ile kalır mı?

Elbette birçok ara modelde AMD ve Acer birlikteliğini görmek mümkün. Tabii Sony gibi bir yeni yaklaşımla çıkıp gelecek modellerin Ferrari One ile sınırlı kalma ihtimali de beni rahatsız ediyor. Yani elbette kimse Acer’a duygu sömürüsü yapıp kârsız bir işe sokmak istemez ama AMD bu eksikliği hissediyorsa değiştirilebilir grafik teknolojisini zamanında Asus’tan test için gelen dana gibi aletlerle değil, Acer Timeline serisi gibi (sadece “gibi”) şık ve ince ürünlerle sunulması konusunda birilerine baskı yapabilir. Mesela, sonuçta ne kadar Timeline ayarında pil ömrü görürüz bilemiyorum ama benzer 13,3 ve 14,1 inçlik kasalarda, Core Solo yerine taşınabilir sistemler için üretilmiş, düşük güçlü ve çift çekirdekli Athlon II görsek fena olmaz.

ferrarione

Her ne kadar Ferrari One’ı Intel Atom kullanan Aspire One’lardan ayıran çok şey de olsa, görünüm açısından da kökten değişik bir ürüne fiyatına göre gelişmiş sayılabilecek özellikler eklediğinizde başarısız olması imkansız. İkisi de sattıran etmen olduğundan, ikisinin bir araya gelmesi kaçınılmaz başarıyı da getirecektir.

dv2’den Ferrari One’a

HP ile yapılan ve AMD’nin ilk netbook benzeri denemesi olan Pavilion dv2 fecaat olmuştu. Neyse ki Ferrari One bu görüntüyü biraz düzeltebilecek bir ürün. Bundan sonra AMD kendisine özel yaklaşımları Acer gibi özenli üreticilerle hayata geçirirse, dizüstü pazarında da payını artırması ve bununla birlikte yatırımını yükseltmesi kaçınılmaz olacaktır.

Nvidia neyle yaşar?

Pazartesi, 2009.10.26

Yıl bienal yılı olunda insan konuya gönderme yapmadan duramıyor. Aslında önceki yazımda bu konuya da değinecektim ama, lafı fazla uzatıp sizi sıkmamak için daha fazla yazmaktan kaçındım. Konumuz yine ana işi grafik yongası tasarlamak olan Nvidia. Yahu sen de taktın Nvidia’ya, demeyin; zira bu defa Nvidia’nın iyi yaptığı işlerden biraz bahsedeceğim. Gerçi bunların ne kadar işe yaradığı veya ne kadar iyi konumlandırıldığını görmek ve rakibe karşı ne getirileri olduğunu anlamak, önceki yazıda çizilen kara tabloyu fazlasıyla dağıtabilir ve sizi Nvidia tarafına yatırım yapmak konusunda dürtebilir.

nvidia_geforcewithcuda_logo

Nvidia’nın şu sıralarda birini iyi yaptığı diğerini de iyi sattığı iki işi var. Bunlardan birisi CUDA diğeri ise PhysX. Özetle, CUDA, Nvidia’ya özel bir yazılım geliştirme arabirimiyle (API) kullanılan genel amaçlı grafik işlem birimi (GPGPU, general purpose GPU) uygulaması ve kendisine destek veren yazılımlarda işlem yükünü işlemciden alarak ekran kartı üzerinden çalıştırıyor. PhysX ise kerameti kendinden menkul bir fizik motoru uzantısı. Hangisi hakkında daha olumlu düşündüğümü anlamışsınızdır.

CUDA ve Tesla

Nvidia’nın CUDA sistemi neredeyse mükemmel çalışıyor. Her seviye ekran kartının kullanabildiği CUDA sistemi, ekran kartındaki akış işlemcilerini (stream processor) başka işler için de kullanıyor. Rakibi olan ATI Stream‘e göre en büyük üstünlüğü ise şüphesiz yaygınlığı. Şöyle ki, ATI Stream teknolojisinden genellikle bir serideki üst modeller faydalanabiliyor. CUDA ise neredeyse her üründe kullanıma hazır. Kendimden biliyorum; Acer Timeline 3810T kullanıcısıyım ve bu alette Avivo Video Encoder‘la ATI Stream özelliğini kullanamıyorum. Halbuki bağımsız bir ekran kartı olan ATI Mobility Radeon HD 4330 kullanıyorum.

Forza Tesla!

Elbette endüstrideki desteği iyice kuvvetlenen Nvidia, CUDA’yı daha işlevsel biçimlere sokmak konusunda gecikmedi. Ünlü mucit ve teknolojinin bugüne gelebilmesindeki en önemli insanlardan olan Nikola Tesla‘nın ismini verdiği Tesla kişisel üstün bilgisayarlar da CUDA’nın nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyor.

nvidia_tesla_kart

Tesla sistemlerinde kullanılan bir kart

Teknik olarak Tesla sistemi, görüntü çıkışı olmayan ekran kartlarına matematik işlemleri yaptırıyor ve koşut veri işleme mantığını sonuna kadar kullanıyor. Aldığı destek derken, sadece son kullanıcıya hitap eden video dönüştürücülerden bahsetmiyoruz. Örneğin Maya gibi uzmanlarına yönelik bir üç boyutlu tasarım yazılımı için bile hızlandırıcılar var. Tabii sadece CUDA olarak değil, Tesla kutularını da hemen bu yazılımlar için üretilmiş eklentilerle veya yazılımların özel sürümleriyle kullanmanız mümkün. Sonuç: İşlemcileri ezen bir iş gücü artışı, hem de aynı gücü sağlayabilecek işlemcileri barındıran sistemlere kıyasla çok daha dar bir alanda…

Fiziksel üstünlük var mı?

Oyunlarda bulunan fizik motorları, Nvidia’nın satın aldığı Ageia‘nın PhysX‘inden de önce vardı. Özellikle, yine Intel’in aldığı ve çok geniş bir kullanıcı ve destekçi ağına sahip olan Havok‘la arasında görünüşte (gösterilende) çok fazla fark olan PhysX, uzunca süredir kendisine has bir kartla değil, Nvidia’nın bir sürücü eklentisi gibi, CUDA teknolojisinin bir uygulaması gibi çalışıyor. Havok‘tan daha fazla ne sağlıyor bilemiyoruz ama PhysX sistemini işlemci üzerinden çalıştırmaya çalışırsanız, sistem sürünmeye başlıyor. Belki de sorun Nvidia’nın PhysX sistemini sadece ekran kartında çalışacak şekilde iyileştirmesidir. Bunu elbette bilemiyoruz.

asus_physx_card

Eskiden PhysX için özel kartlar vardı, yaa.
Hem de ister PCI (
bunun gibi), ister PCI Express...

Elbette henüz kimse kalkıp “Havok neyinize yetmiyor” demedi veya diyemedi. Oyunlarda ayrı fizik motoru gereksinimini tartışmaya açacak derecede sadelikçiyim ama kullanana da neden kullanıyorsun arkadaşım, diyemem. Eğer PhysX sistemini kullanacaksanız, iyi bir ekran kartınız varsa yanına bir de 9500GT gibi bir kart alın ki performans kaybı yaşamayın. Unutmayın, öyle havadan bir performans kazanımınız yok. Ekran kartınızın bir kısmı kendisini PhysX işlemlerine veriyor.

Özetlemek gerekirse…

Nvidia’nın elinde bulunan CUDA’nın neden başarılı olduğunu anlattım. Nvidia şu an birçok noktada GPGPU uygulamasında yaygınlık anlamında önde. DirectX 11 ile yaygınlaşmasını umduğum OpenCL ve DirectX içindeki Compute Shader bu işlerin bir ortak paydada buluşması için önemli bir fırsat gibime geliyor. Zira, oyunların ek özelliklerini tek bir markaya kilitleyip işin içinden çıkabilirsiniz. Örneğin PhysX yerine Havok kullanılsa kimse ölmez. Ama yüksek performans gerektiren büyük uygulamalarda marka hakimiyeti kurulması, bir kısmı sevindirirken diğer kısmı feci şekilde üzecektir. Kimse de bunu göze almayacaktır. Alan alır tabii ama sol kulağı da feci çınlar.

Nvidia ne yapıyor?

Cuma, 2009.10.23

Son zamanlarda intihara kalkışan Nvidia bu konuda başarılı olur mu bilemiyorum ama, yeni ürünleriyle bu konuda oldukça iddialı olduğunu söyleyebilirim. Ne? Yeni ürünleri yok mu? Hah, ben de ondan bahsediyordum.

nvidia_gorsel

Dün katıldığım Microsoft davetinde, olay yerine intikal ederken Levent Abi’yle (Pekcan) yaptığım sohbet donanım dünyası konusunda bilgilerimi tazeledi. En son bıraktığım yerden beri, Nvidia yeni bir ekran kartı ortaya koyamamış durumda. Daha da vahimi, GTX 260-216 gibi kartların da fiyatları 200 dolar seviyesinde. AMD’nin sunduğu, ATI Radeon HD 4770 ve HD 4830 gibi ürünlerde ise fiyatlar 120-130 dolar civarına inmiş durumda. Tabii, üç-dört ay önce Sapphire’ın Türkiye temsilcisi Hasan Yücel’e sorduğumda aldığım “HD 4770 hâlâ sayılı geliyor” cevabındaki gibi durumlar da ortadan kalkmış durumda. Yani, Nvidia karşısında AMD-ATI oldukça güçlü.

Nvidia’yı bitiren yorum

Levent Pekcan’ın bu konudaki yorumu, Nvidia’nın intihar etme eşiğine geldiği yönünde. Tam bir alıntı yapacak olursam, kendisi “Nvidia resmen pazarın bir bölümünü ATI’a hediye ediyor” diyor. Bu kısım da, Türkiye’deki fiyatlara baktığımızda 120 doların hemen altında kalıyor. Açıkçası artık yıllanmış 9500 GT’den ne bekliyorsunuz emin değilim ama HD 4670 sanki parasına kıyasla size biraz daha fazla bir şeyler veriyor gibi görünüyor. 9600 GT, evet hâlâ yaşıyor; ama HD 4670 ve HD 4770 video oynatma ve enerji tüketimi konularında ciddi üstünlüğe sahip.

DirectX 11 vardı, ne oldu ona?

DirectX 10’da mangalda kül bırakmayan Nvidia ardından gelen, kendisine göre küçük, destekleyen kartları olan ATI’a göre ise çok büyük bir ilerleme barındıran DirectX 10.1 konusunda pek fazla ses çıkartmamasının yanı sıra, The Way It’s Meant to be Played programına dahil olan yapımcılara (Assassin’s Creed davasını bilirsiniz) da “kullananı oyarım” şeklinde bir baskı yapmıştı. Şimdi ise DirectX 11 konusunda Nvidia’nın sadece bir yol haritası var.

evga_gtx260core216

GT300 ailesiyle ilgili olarak bir gelecek pir gelecek yorumları için bence çok erken. Zira saç kurutma makinesi olayını unutmuş değilim. Tabii GT300 konusunda daha komik yorumlar gelmedi değil. Bakın dinleyin.

Mozaik parçacığından fayansa

Bir akşam Bostancı Kahve Dünyası’nda PC World’ün yönetici editörü Levent Özgürel ve eskiden Dünya Yayıncılık’ta ve bir süre de ShiftDelete.Net’te beraber çalıştığımız Güren Gürsel‘le oturup konuşurken, ortamda iki donanım editörü ve bir tane de donanım konusunu yemiş bitirmiş uzman olmasından dolayı, konu kaçınılmaz şekilde ekran kartı ve türevi konulara geldi. Orada da yönelttiğim “Ne olacak bu Nvidia’nın hâli” sorusu kendisine özel bir yer buldu.

Genel yorumlarımız, dana gibi ve 65 nanometreyi ancak görmüş olan çekirdeğin, Nvidia’nın üretim maliyetini artırdığı ve verimliliğini düşürdüğü yönündeydi. İri döşeme taşlarına benzeyen bu işlemci çekirdeğinden sonra GT300 muhabbeti başlayınca aramızdan birisi “artık o da fayans büyüklüğünde olur” diyince kahkahayı bastık.

Durum bundan ibaret. Sonuç olarak, dev grafik işlemcisi üreticisi Nvidia ne yapıyor, ne yapmaya çalışıyor ve esas hedefi ne, anlamak çok güç.