Archive for the ‘İnternet’ Category

YouTube nihayet açıldı mı?

Cuma, Ağustos 27th, 2010

Şu sıralarda herhangi bir vekil sunucu kullanmadan, sadece farklı DNS kullanarak YouTube’a erişebiliyorum. Bu durum hem TTNet kullanılan iş yerimde hem de 3G hizmeti aldığım Vodafone üzerinden hem de az önce denettiğim bir arkadaşımın hizmet sağlayıcısı üzerinden sınandı. Sonuç: görünüşe göre YouTube için IP engellemesi şu an için mevcut değil.

Belki de durum geçicidir; fakat gün boyu YouTube’a farklı hizmet sağlayıcılarla erişilebildiğini görmüş olduk. Bakalım bu durum ne kadar daha devam edecek ve resmî bir açıklama gelecek mi?

İnci’li internet bir başka

Perşembe, Temmuz 8th, 2010

İnci Sözlük’ten haberiniz yoksa, bu yazıyı hiç okumayabilirsiniz. Zira okuduklarınız sonrasında karşınıza çıkacak olanlar sizi rahatsız edebilir.

İnci Sözlük, bir katılımsal sözlük (collaborative dictionary) çalışması; tıpkı memlekette meşhur olan Ekşi Sözlük ve uluslararası çapta üne kavuşmuş olan Urban Dictionary gibi. fakat İnci Sözlük insanlar daha “geniş takıldıkları” ve kullanılan dilin daha içten olduğu bir ortam. Her ne kadar bazı insanlar buna “alt benlik” gibi yakıştırmalar yapsa da, kendimiz belirli davranış kalıplarına sokmadığımızda veya sokmak zorunda hissetmediğimizde ortaya çıkan durum bundan farklı olmasa gerek. Bu nedenle İnci Sözlük ilk başta “Ekşi Sözlük’ün daha geniş bir benzeri” olarak nitelendirildi. Elbette bu durum hâlâ yüksek oranda geçerliliğini koruyor velâkin İnci Sözlük farklı bir oluşumu da beraberinde getiriyor.

İnci İnci söyle bana…

İnci’nin esas amacı olarak görülen “Ekşi Sözlük ile beraberinde yarattığı algı ve aktarım samimiyetsizliğine karşı duruş” ile ilgili güzel bir gözlemi aktarmadan İnci’nin şu anda geçerli olan esas yeteneğine geçiş yapmak istemedim.

işin özü inci sözlük kimsenin arka bahçesi değil, kimsenin çocukları da değil. küfürbaz, eğitimsiz, cahil kimseler olmadığı gibi internet aleminin anarşistleri de değil. birbirleriyle ve belki başkalarıyla da eğlenen insanlardan oluşuyor. biz kadar günahkar, biz kadar masum. ne ağır sosyolojik tespitleri hak eden ne de gözardı edilmesi gereken bir yer. kanaatimce ekşi sözlük’e klişelerini düşündürtmesi gereken, sevenlerinin eğlendiği sonu meçhul olan site. o yüzden keyfini çıkarın derim.

Bu yazının tamamını yine İnci Sözlük’te gördüm. Tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Eh gördüğünüz üzere buradaki başlık bile küfürlü; velâkin bu bir alt benlik üst benlik çatışması, ahlâkî çöküntü veya toplumbilimsel bir felâket değil. Buranın genel olarak yayıncılık biçimi bu. Nasıl Ekşi Sözlük, alıntı yaptığım eleştiri yazısında olduğu gibi, insanları damıtık düşünceler sunmadıkları zaman insanları  bayağı olarak addedip yerin dibine sokma konusunda ciddi bir eğilime sahipse İnci de seviyenin yükselmesi durumunda rahatsız oluyor (ne kadarı kinaye ne kadarı ciddi, siz karar verin).

İnci sever!

İnci Sözlük, aynı zamanda, sürekli konuşulup nadiren işe yarar bir şeylerin yapıldığı toplumsal kitle iletişim (social media) araçlarına yeni bir soluk da getirdi. Her ne kadar kitle iletişim araçları İnci’den rahatsız ve yer yer onun kurbanı da olsa, bu İnci’nin de bir kitle iletişim aracı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hatta toplumu aptal yerine koyan bazı olaylara müdahale ederek işi dışarıdan izleyenler için eğlenceli hâle getiriyorlar. Bazen de sadece eğlence olsun diye yapıyorlar elbette.

Artık iyiden iyiye internet tabanlı “flash mob” operasyonları da gerçekleştiren İnci’yi takip etmek bazen “yuh bu kadarına da…” dedirtse de genellikle eğlenceli. Özellikle meşhur bir şarkıcımızın klibinin oylandığı bir ankette “tanımıyorum kısmını işaretleyin” çalışmasında çok eğlenmiş, “Beyler yeni site var, ziyaret ediyoruz” gibi bir başlıkta cia.gov ile karşılaşınca bastığım kahkaha ile yeri göğü inletmiştim. Elbette Facebook’un çeviri açığını kullanıp yere göğe İnci yazılması başarısını da es geçmemek gerekiyor. Twitter açığından hiç bahsetmiyorum.

Kendisini geliştirmek için insanın yine kendi kötü yönlerini gözlemleyip, kendisine bir şeyler katabilmesi büyük erdem olsa gerek.

İnci’nin başarıları ve eğlencesi devam edecek. Elbette bu başarıyı “tu kaka ne başarısı o” diye itham edenler olacak. Toplumsal açıdan bakarsak, bize sürekli ezberletilen biçimiyle başarı altın madalyadır, vidanjörle mahalleyi kaka selinin almasına engel olmak değildir. İnci, ince ince uyarısını yapıyor. Dikkate almazsanız etrafı kaka seli götürürken altın madalyalarınızla çok fazla sevinemezsiniz.

Yok bizim ayıp ayıp yazılara bakamayız öyle, derseniz sizi, insanın kendisine karşı dürüstlüğünün en önemli erdemlerden birisi olduğunu sıkça anlatan Author paklar.

Rezaletin belgesi: Türkiye’de Google engellemeleri

Perşembe, Haziran 3rd, 2010

Memleketimizde internet ve sansür konusu çok ileri gitmiş durumda. Geçen yüzyıldan kalma yasalarla interneti değil interneti kullanan herkesi cezalandırıyoruz.

Bu rezilliğin son perdesi Google’a ait bazı IP bloklarının engellenmesiyle meydana geldi. Şu sıralarda oraya buraya erişemiyorsanız, Google Analytics’e erişemediği için siteler yüklenemiyorsa sebebi sansürden başka bir şey değil.

Aşağıda bir internet sağlayıcısının kullanıcılarına gönderdiği bildirim bulunuyor. Elbette bu bildirimde suçlu bu hizmet sağlayıcı değil, bu kararlara imza atanlar. Metni değiştirmiyorum, ismi silmiyorum. Benzer bilgilendirmeyi birçok hizmet sağlayıcı abonelerine yapacaktır diye düşünüyorum.

Bilgilendirme metni

Değerli Müşterimiz,

3 Haziran 2010 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan firmamıza iletilen karar sebebi ile Google’a ait bazı IP’lere hukuksal nedenlerden dolayı erişim engellenecektir. Erişimi engellenen IP’ler dolayısıyla, Google’in bazı uygulamalarına erişememe ya da yavaşlık yaşanması beklenmektedir.

Bu engellemenin muhtemel etkileri içerisinde;

-  Google web sitesine erişimde sorun yaşanması,
-  Reklam vb. analiz verisi için web sitelerinde Google analytics, Google maps gibi Google uygulamalarını kullanan portal veya web sitelerinde erişimlerin yavaşlaması,
-  Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere yavaş erişme,
-  Web siteleri dahilinde “google search” kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama,
-  Firmanıza ait Google uygulamalarıyla entegre ya da Google Search’ a dayalı bir takım uygulamalarınızın bu erişim kısıtlamasından etkilenmesi, söz konusu olabilecektir.

BiRi adsl’in internet erişim performasından bağımsız şekilde, yaşanacak olası erişememe ve yavaşlık probleminden minimum ölçüde etkilenmeniz için konuyu bilginize sunarız.

Saygılarımızla,
BiRi

Fujitsu Primergy güncesi

Perşembe, Şubat 25th, 2010

Bir süredir üzerinde çalıştığımız Fujitsu’nun Primergy sunucu ailesine özel günce yayına bir süre önce girdi. Eğer devamını getirirse biz incelemeye devam ederiz. ;)

Tıklayın!

TTNet ADSL hattında bir garip açık

Çarşamba, Şubat 3rd, 2010

Uzun süredir haber niteliğinde bir şeyler yazmamış ve üzerine de Teknoloki.com’da haber içerikli şeyler yayınlamamak konusunda kararlılık göstermiş olsam da bu gelişmeyi daha iyi biçimde paylaşabileceğim bir başka platform yok. Bu sebeple “bunun burada ne işi var, biz makale istiyoruz” diyenlerden özür dilerim; güzel makalelerin yolda olduğunu belirtmek isterim.

İlginç bir durum

Bugün iş yerinde Alper Güçlü ile keşfettiğimiz bir arıza TTNet üzerinden ADSL kullananları ilgilendiriyor. Olağan şartlarda eğer birisi sizin fiziksel ADSL hattınıza modem bağlarsa modem üzerinden çalışan protokol, kullanıcı adı ve şifre girilmediği sürece sizin hattınız üzerinden veri akışını engelliyor ve bunu basit bir DMZ tarzı yönlendirme ve hatalı şifre uyarı sayfasıyla yapıyor.

Bu sabah Beyoğlu’nda yaşanan elektrik kesintisi (6-9 saat giden ve Germen’in bize 6 ay önce yeni sunucular için özenle dizdiği KGK sistemleri bile tükenmişti, gece 3 gibi kesilmiş olmalı) sebebiyle güvenlik duvarında ayar yaparken yanlış girilen şifre sebebiyle herhangi bir noktaya erişememeye başlamıştık. Herhangi bir siteyi açmaya çalışırken bizi hatalı şifre sebebiyle TTNet’in sayfasına yönlendiren sistem çalışıyordu fakat ilginç şekilde HTTPS taleplerinde herhangi bir şifre koruması yoktu.

Sözün özü

Özetle, eğer birisi hattınıza kanca atarsa en basitinden bankacılık işlemlerini görebiliyor veya Gmail gibi HTTPS kullanan hizmetlere kolaylıkla erişebiliyor. Daha kötüsü kendisi için aldığı HTTPS vekil sunucuyu kullandığı taktirde hattınızdan her türlü işlemi yapabiliyor. İsterseniz siz de deneyin; belki farklı santrallerde sistem farklı çalışıyordur.

Toplumsal iletişim araçları ne iş görür?

Salı, Aralık 22nd, 2009

Son zamanlarda ülkemizdeki firmaların da keşfettiği toplumsal internet mecraları kullanıcılara ulaşmak için en verimli yöntemlerden birisi haline geldi. Verimlilikten kastım, ilk etapta maliyet verimliliği olsa da iletişimin netliği de önemli bir alan. Bu konuda kim, neyi nasıl yapıyor? Anadolu çocuğu neyi nasıl yiyor?

İşe biraz insan doğasından başlayayım istiyorum. İnsanın özü kanmaya meyillidir. Öyle ki, Göthe’nin bir sözü bütün bu yaşanan hengâmeyi özetler gibi: İnsanları kandıramazsınız; onlar kendi kendilerini kandırır.  Biliyorum, sevmeyenlerimin sayısı artacak ama yalandan dolandan sıyrılmak lazım hafif hafif.

Devlet kurumları internete tasdik mekanizmaları ve kayıt yöntemleri getirmeye çalışadursun, birkaç gerçek var ki internetin nasıl kullanılabileceğini biraz daha iyi gösteriyor: İnternete bir güvensizlik atfetmek istemem ama sonuçta her verdiğiniz bilginin birileri tarafından (bilinçli veya bilinçsiz olarak kullanılmak üzere) dizinlendiğini az çok biliyoruz. Bunun yanında size verilen bilgilerin her zaman doğru olup olmayacağını denetlemek de mümkün olamayabilir.

Verinin toplanması, dizinlenmesi ve işlenmezi apayrı bir mevzu da olsa internette birilerinin verdiği bilgilerin yanıltıcılığı, doğrulanmadan uzak olabilmesi veya yapay ama tutarlı bilgi tedariğinin sağlanması özellikle toplumsal iletişim araçlarında (social media) çok görülen bir durum. Zaten amiyane tabirle hasta eden durumlardan bir tanesi de bu.

Giriyorum, egomu saçıyorum mirim!

Toplumsal iletişim araçlarını kullanan birçok kişi, kendisine o ortam için çizdiği bir kimliği kullanmayı tercih ediyor. Toplumsal ağlar olarak tabir ettiğimiz, Facebook, Twitter, FriendFeed veya internet güncelerinde insanlar gerçek hayata var olan veya olmayan meziyetleri, yaşadıkları olayları ve deneyimlerini paylaşıyorlar. Bunun yanında bunları aktarırken kimi zaman olduğu gibi yazıyorlar, bazen de kendilerine “sen neymişsin be abbii” dedirtecek kıvama çekebiliyorlar.

Özellikle toplumsal kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, bu bölgelerde kendi kahramanlarını üretme eğilimini de beraberinde getiriyor. Nasıl ki toplum içinde saygı gören yaşı nispeten küçük ağır abiler lise çıkışında son sınıftaki liseli sevgililerine kavuşmadan önce etraftaki diğer liselilere kendilerini rol modeli olarak gösterecek ağırlık sergiliyorsa, her toplumsal ortamın benzer biçimde işleyen bir kanaat önderi olması kaçınılmaz. Tabii burada mesele sadece ağırlık falan değil, bir şekilde popüler olma şekline kendisini gösterebiliyor.

Sevenim çok, kahretsin!

Şimdi iğneyi kendi üzerimde deneyeyim: Öyle bileklerini kesen takipçilerim falan olmadı, olmaz da. Zira genellikle olanı olduğu gibi söyleyen birisi olduğum ve düşmana karşı çenemi kapatıp dosta gerçekten acımasız hakikati gösterdiğim için öyle şuursuzca “Berkin bizi diskoya götür” diyen bir kitlem olacağını sanmıyorum. Elbette birileri bir yerlerde yazdıklarımı okuyup “eline ve beynine sağlık” diyordur ama şuursuzca “var ya bu adam inanılmaz” diyenler yoktur. Ben de anlamadığım konularda konuşmayarak gereksiz bir kitleyi etrafıma toplamaya uğraşmıyorum.

Ama öyle insanlar var ki, ya her konuda ahkâm kesiyor ya da kendi uğraşısını dünya harikalarından birisi olarak gösteriyor. Bu tür insanları hem tebrik ediyorum hem de hafif hafif tiksiniyorum. Bu biraz da üretenin değil pazarlayanın daha fazla öne çıktığı şatafatlı ve genellikle çok daha düşük zekaya sahip insanların etkilendiği ortamın üretildiği mühendishânelere olan nefretimin bir yansıması olabilir.

Zırvaların bini bir para

Toplumsal kitle iletişimde oradan buradan topladığı zırvaları çok daha fazla kişiyle paylaşan insan sayısı da az değildir. Bu tür insanlar genellikle değerlendirme yeteneğinden nasibini az miktarda almış, üzerine de hayata tutunmaya çalıştığı konuda kendisini fikrî önder olarak görmeye ve göstermeye çalışmaya başladıklarında film iyice kopmaya başlıyor.

Özellikle geleceği tartışmaya çalışan, kendince taze fikirler sunan veya pazarlama izlemleri oluşturmaya çalışan zavallılar, kendilerine ait birkaç fikri sunmaya çalıştıklarında konudan aslında ne kadar uzak olduklarını hemen gözler önüne sermeye başlarlar. Bu sebeple zamanında eski bir arkadaşımı FriendFeed’den kaldırdığımı hatırlıyorum. Takip ettiği amatör pazarlamacı artık öyle saçma şeyler gönderiyordu ki, fenalık gelmişti (eh, arkadaş da onları beğenip görüş alanıma sokuyordu).

Kerameti kendinden menkul insanlar

Şimdi bir de son zamanlarda bir bilogır muhabbeti çıktı. Dile saygı çerçevesinde bu arkadaşlara (ki sanırım ben de teknoloki.com ile bu insanlar arasına dahil olmuş oldum) ben doğrudan günceci diyorum. Güncecilik kavramı özellikle ABD’de bağımsız yorumcuların siyasetten spora kadar geniş bir alanda kendi kitlelerini yarattığı vakitten beri önemli bir olgu. Tamamen bağımsız (gibi görünen, aslını bilemeyiz) olarak yayın yapan bu günceler insanların akıllarında belirli olaylar, kavramlar veya ürünlerle ilgili çeşitli düşünceler oluşmasını sağladığı için kanaat önderi olarak kabul ediyorlar ve kendi pazarlama izlemlerinde bu insanlara yer vermeye, değilse bile en azından onlarla iyi geçinmeye çalışıyorlar.

Türkiye’de ise durum farklı. Sahip olduklarını iddia ettikleri altyapının yoksunluğunu fark etmeyen firmalar tarafından “yurt dışından bana bilogır bul dediler” emriyle hareket eden insanları orada burada görmeniz olası. Özellikle kendi alanım için konuşayım; teknoloji basınına yıllarca hizmet ettikten sonra bazı noktalarda kerameti kendinden menkul insanların benim ve diğer emekçilerden daha fazla ihtimam görmesi rahatsızlık yaratıyor.

Arada sırada…

Peki bunların arasında iyiler yok mu? Elbette var; fakat bu kişilerin de biraz araştırınca fazlaca iyi yetişmiş, kendisini yetiştirmiş ve/veya basın geçmişi olan kişiler olduğunu görüyoruz. Bu konuda, kendi alanımda verebileceğim en iyi örnek herhalde Burak Bayburtlu ve sitesi burak.com olsa gerek. Tabii yanında çağrıldığı kişilere baktığımızda “şu kadar paraya bülteninizi yayınlarız” diyip saçma salak konulara atlarken FriendFeed’de “bu konuya şu kadar layk almam lazım” diyen embesilleri de görebiliyoruz.

Her şey zaman meselesi elbette. Zaman içinde okur da destekçiler de bir şekilde daha olgun olanın peşine düşecek ve gelişmiş, anlaşılır, okunabilir, bir şeyler katabilecek yeterlilikte olan daha fazla öne çıkacak.

Yeterliliğin ve seviyenin hükümran olması dileğiyle…