Intel’in paraları…

Başlığın devamını okura bırakmak istedim, çünkü günahıyla ve sevabıyla Intel’i masaya yatırıyorum. Masadan zararsız kalkacağı kesin ama sanki dünya devi için bazı şeylerin de değişmesi gerekiyor; hatta kaçınılmaz.

Intel silikon teknolojisinin en büyüğü, bunu tartışmak veya teknolojiye yaptığı katkıları inkâr etmek mümkün değil. Elbette haklı olarak bunun da kaymağını bir numara olarak yemek onlara düşüyor. Bunun yanında Intel bazıları için kanserden farksız bir büyüme gösteriyor.  Bu algının sebebi ise basit: Gittikçe büyüyen Intel teknolojinin her alanında etkin olmak isterken kapıdan içeri düstursuz giren adam olarak anılabiliyor. Elbette renkli halkla ilişkiler çalışmaları arasında hiçbir firmanın yetkilisi Intel’e böyle demeyecektir; ama işin aslı bu.

İç çelişkiler

Intel’in son dakikaya gelişen teknolojilerle ne yapacağını bilmediği durumlar oluyor diye düşünüyorum. Zira elimde en azından bir adet kanıt mevcut. Kanıt derken, tabii ki iddianın yazılı bir karşılığı olur mu bilemiyorum ama Intel’in tepe isimlerinden bir tanesiyle yaptığım görüşmede aldığım bilginin zaman içinde kendisini yalanlaması belki de çok fazla farklı dengenin tutturulması gereken konularda Intel’i zorluyor olabilir.

IntelInside

2006  Mayıs‘ında yapılan EMEA IDF toplantısında görüştüğüm Intel’in baş izlemcisi (chief strategist) Chris Thomas‘ın WiMAX konusunda verdiği bilgi, WiMAX’in sadece bir ara bağlantı hattı olacağı, kablonun yerini alacağı ama uç birim olarak 802.11 serisi teknolojilerden faydalanacağı yönündeydi (o sene EMEA bölgesinde bu teknolojiyi denemek için Orascom ile anlaşmaya varılmıştı). Bugün geldiğimiz noktada, WiMAX’in bir MAN (metropolitan area network, şehir alan ağı) teknolojisi olacağı kesinleşmiş, Intel tarafından üretilen 5000 serisi kablosuz ağ kartlarında WiMAX desteği eklenmiş durumda.

…ve komplo teorileri

Elbette burada anlatacağım kısım tamamen komplo teorisi fakat WiMAX konusunda yaşanmış teknoloji gelişimleri kadar Intel’in böyle bir durumda kurması gereken dengelerin bir kısmını göstermesi açısından bir örnek teşkil edebilir.

WiMAX , Kore’de LG ve Samsung tarafından desteklenen WiBro ile birlikte şu an kullanmakta olduğumuz 3G teknolojisine ciddi bir rakip olarak gelebilecek vaziyetteydi. Tabii bunu iki taraftan ele alalım: 4G konusunda o zamanlar bile ciddi ilerleme kat eden hatta WiBro ve benzeri teknolojileri mobil cihazlarda kullanmaya başlayan Uzak Doğu için atılan taşa oranla ürken kurbağa sayısı açısından önemli bir ilerleme vaat etmeyen WiMAX, henüz 3G ile mükemmel hızlara ulaşamamış Avrupa ve Kuzey Amerika pazarı için taşınabilir telefon hattı işletmecilerini ve onların hücresel veri işlerini baltalayabilecek niteliğe (hız ve diğer yeterlilikler) sahipti.

wimaxlogoKelebek gibi uçarım…

Bu durumda Intel onları korkutmamak için ilk etapta bu teknolojiyi resmî olarak noktadan noktaya, kablo ikamesi olarak duyurdu. Herhalde artık kendilerine güvenleri tam olan telefoncular WiMAX‘ten korkmadan hayatlarını sürdürebiliyordur. Tabii aynı korku VoIP karasal hatları ve GSM işletmecilerini öldürür mü sorusuna kadar gitmişti ama ben henüz VoIP’ten batan işletmeci duymadım.

Ne kadar yükselirsen…

Günümüzü bir özlü sözü sözle şenlendirmek istiyorum. Gerçi bu çok da özlü değil ama çokça maksatlı bir cümle: Ne kadar yükselirsen o kadar bulaşırsın. Bu sözü Intel örneğine uyarlarsak yeterince büyüyen bir firma, hayatta kalmak için büyümesini sürdürmek zorunda. Çünkü rakibi büyürken, iş kollarını çeşitlendirirken kendisi sadece bir noktaya odaklanmış şekilde kalan üreticilerin akıbeti çok hoş olmuyor. Elbette sadece belirli bir işe odaklanmak günah değil; ama bulaştığın ve işi yüzüne gözüne bulaştırmadığın kadar varsın kuralı hep işliyor.

ajay_bhatt_intelRock Stars, kinda different TBH

Intel büyüme konusunda malum noktayı geçene kadar çok oldu ama birçok araştırma sahasında teknolojide yenilik açısından biraz ketum ve isteksiz tavırlar sergilediğini reddetmemek gerekiyor. Elbette teknoloji önderlerinden birisi olarak bayrağı taşıması bekleniyor; fakat iş ortaklarının Intel’den şikayetçi olmaması arayı hoş tutmaktan başka bir şey olmasa gerek. İnsan arada sorar neden birçok kişi USB 1.0 diye bir standardı duymadı, USB 3.0 ortada niye yok diye.

Muhteşem icatlar!

Tabii böylesine bir devin yaptıklarını da en iyi en güzel olarak nitelemesi kaçınılmaz. Zira kimse “yahu bu aslında mukallit bir teknoloji” diye sunmaz. İşlemci pazarı konusunda rakibi AMD’yi neredeyse silip süpüren Intel bu konuda elbette çok güçlü bir ar-ge temeline sahip. Prescott faciası üzerinden 6 yıl geçti ve Intel kendisini affettirdi. Core serisi işlemciler çok başarılı ve ancak bazı sebeplerle kârdan zarar edebiliyorlar (bu konuyu kenara not alıyorum, zira anlatması çok uzun sürebilir. Apayrı bir makale konusu). Bunun yanında eklenen yeni komut setleri, sunulan enerji tüketim seviyeleri, güç koruma teknolojileri… Bunlar çok ciddi ilerlemeler.

intel_coreIntel’in şaheserlerinden; Core serisi işlemciler.

Fakat Intel’in teknolojiye yenilik getirmesi açısından rakibinin gerisinde kaldığı birçok alan da mevcut. Ballandıra ballandıra anlatılan QPI (quickpath interconnect) arayüzü, AMD’nin 2003’te gerçekleştirdiği işlemci çekirdeğine çekilen bellek denetçileri, yenileşim adı altında anlamsızca marka bağımlılığı ve satıcı kilidini hayatımıza sokuşturan Centrino Mobile Technology, tahminen içlerinden “bu hiç hesapta yoktu” diyerek çamur atılan sonra da tıpış tıpış akıma uyulan 64 bit komut kümesi uzantıları…. Bunlar hemen aklıma gelenler. Elbette herkesin sevmediği bir yanı vardır; ama birilerinin Intel’e daha düşük işlem sürecinin, yani diğer adıyla nanometre hesabının artık sıktığını söylemesi gerekiyor.

Yatırım? Pazarlama?!?

Son zamanlarda Intel’in adı Avrupa’da pek hayırlarla anılmadı.  AMD’nin bilmem kaç kıtada devam eden hukuk mücadelesinin yanında Media Saturn ile girişildiği söylenilen raf dalaşı Intel’e pahalıya mal oldu. Media Markt ve Saturn zincir mağazalarında, üreticilerle ve Media Saturn holdingle anlaşan Intel, AMD işlemcili bilgisayarları ciddi ciddi azaltmıştı ama biletini feci aldı.

paul_otelliniPaul Otellini, Media Saturn olayının haberini almadan az önce

Zaten bütün bu haberlerin üzerine, AMD’nin açtığı davalar üzerine Intel’in uzlaşma araması da her şeye tuz biber ekip, Paul Otellini‘nin Media Saturn olayından sonra yaptığı açıklamlayı anlamsız hâle getirmişti.

Kısaca…

Başlığı bağlayalım: Intel’in paraları, doğru düzgün kullanılmazsa bize yarar değil zarar getiriyor.  Malum reklamlardaki gibi onların rock yıldızları bizimkilerden baya farklı olduğu gibi çuvallamaları da feci oluyor. O zaman uzatmıyoruz ve marş marş, USB 3.0’a diyoruz.

Etiketleri: , , , , , , , , , ,

Yorum Yapın

*