Checksum – İşin teknik kısmını bilmek üzerine

Bu yazı ilk olarak Nisan 2013 tarihinde, Hardware Plus dergisinin 0. (deneme) sayısında yayınlanmıştır.

Hâlen beraber çalıştığım büyüklerim kadar eskimiş olmasam da bilişim sektörüne önce muhabir olarak girmemden bu yana on yıl geçti. Deneyiminiz arttıkça olayları daha iyi değerlendirebiliyorsunuz ve makul sonuçlara ulaşabiliyorsunuz fakat bir de dışarıda ulaşamadığınız ve kavramları yanlış anlayan veya kendi dillerinde duymayı bekleyen insanlar var.

Berkin Bozdoğan

Teknolojinin son yirmi yılda nereden nereye geldiğini adım adım izledik. Yaklaşık olarak bundan 20 sene sonra (eğer hayatta olursak) nereye doğru gittiğini de beraberce göreceğiz. Bu gelişim hızı elbette etrafta gezinen, dilden dile dolanan ve farklı coğrafyalarda farklı anlamlara gelen birçok farklı terimi de beraberinde getiriyor.

Özellikle pazarlama denilen garabet, bilinmeyen kavramları daha güzel kullanarak dişini geçirebildiğine tarzıyla bazı kavramların hoyratça içini boşaltıp konudan uzak kimselerin bu alanlarda başına gelebilecekleri bilmeden para harcamasına sebep oluyor. Bir bakıma iyi de oluyor zira insanların ders almaları açısından kötü örneklere de ihtiyaç var. Bununla birlikte yanlış anlatılan ve sunulan kavramlar yüzünden ilgili konuyla ilintili birçok konuda bilgi ve deneyim sahibi olan kişiler de uzmanlıklarıyla arada kalıp zarar görüyor.

Altı yaprak üstü bulut

Şöyle bir etrafa baktığınızda en popüler konulardan bir tanesinin bulut bilişim olduğunu göreceksiniz. Bulut hizmeti adı altında dağıtık barındırma (hosting) hizmeti satanlar, belgelerinizi kendilerine emanet etmenizi isteyen (hatta bunun için adeta size yalvaran) teknoloji devleri, klasik yazılımınızı bırakın da buluttaki web tabanlı arayüze sahip bizim sattığımız sisteme geçin diyen girişken firmalar… Bunlarla uğraşırken aslında bulut bilişimin ne olduğunu ve daha önemlisi ne olmadığını unutmuş durumdayız.

Bulut bilişimin kendime göre bir tanımını yapacak konumdan bağımsız erişilebilen her türlü hizmet der geçerim. Elbette örneklerken bunun içinde yıllardır Gmail gibi sağlayıcılardan aldığımız e-posta ve depolama hizmetlerinden de bahsederdim elimizdeki veriyi daha hızı işlememizi sağlayan ve iş gücü kiralayıp ofisteymişiz gibi bize yüksek performans gereksinimli işlemler konusunda yarımcı olan hizmetlerden de. Elbette birinki örneği herkes anlayacakken ikincisi ilk etapta biraz garip kaçacaktır. Zaten altyapısı yetersiz bir ülkede bir yere (mesela buluta yani İnternetteki konum bağımsız hizmetlere) veri göndermek hayalken bir de internet üzerinden bir hizmeti alabiliyor olmak iyice uçuk bir kavram olacaktır.

Ölçeklenme, konumdan bağımsızlık ve imkânsızlık

Henüz gelişimini tamamlamasına rağmen suyunun çıkarılması son sürat devam eden bulut bilişim üzerinden alınabilecek hizmetler elbette gereksinimleriniz farklılaştıkça, şu an için, azalıyor. Fakat konum bağımsız ve ölçeklenebilirlik konularında büyük oyuncuların daha avantajlı olduğu gerçeği bizi artık tamamen internet üzerinde işleyip de bize sadece çok akıllı olmayan erişim terminalleriyle sonucu yansıyan bir bilgi işlem çağına doğru gidiyoruz. Gidiyoruz ama yavaş yavaş gidiyoruz.

Bir örnek olarak Google’ın kendi servisleriyle çalışan ChromeBook akımı meseleye oldukça iyi bir başlangıç olarak düşünülebilir. Gündelik hayatınızla ilgili tüm veri Google’ın dünyanın her yerindeki sunucularında duruyor ve yaptığınız işlemler bilgisayarınızda değil oradaki sunucularda gerçekleşiyor. Bilgisayar ve telefonunuz sadece erişim terminali olarak görev yapıyor, daha fazlası değil. Siz de (ideal koşullarda) makul hızlarda ve verimlilikte hizmet aldığınız bu sisteme (profesyonel koşullarda) aylık bir bedel ödüyorsunuz. Ortada gerçekten bire bir bağlandığınız bir karşı makine yok, ortada diskinizde taşıyıp diğer konumlarda gözle görüp elle tutar hale getireceğiniz veri yok; sadece internet bağlantınız ve önünüzdeki özelleşmiş terminal aracılığıyla eriştiğiniz bir hizmetler topluluğu var.

Birçok konuda gıdım gıdım ilerleyen bir coğrafyada yaşamayı ”her şeyin kıymetini bilerek ve sindire sindire ilerliyoruz” diye pembeye boyamaya çabalamanın âlemi yok. İnternete veri gönderme hızlarının komik seviyelerde ve hatta kotalarda kaldığı bir yerde girişim adı altında özel alışveriş başlığı altında kendisine yer bulan elektronik ticaret siteleri görmeye bir süre daha devam edeceğiz.

Geçen aylarda bir arkadaşım seri biçimde video işleyebileceği bir hizmet bulduğunu ve ölçeklenebilir şekilde işe göre para ödeyerek kullanabileceği bir bulut tabanlı hizmetten bahsetti. Yani o anki ihtiyaca göre hizmetin büyüklüğü seçiliyor, ilgili işlem gücü gerektiğinde satın alınıyor ve ücretlendirme ona göre yapılıyor. Fiyat ve performans anlamında oldukça makul olan bu hizmeti ise sorduğum tek soru yenilgiye uğrattı: Peki bu kadar veriyi karşı tarafa hangi bağlantı üzerinden göndereceksin? Evet, canım memleketimde hizmetin astarı yüzünden pahalıya geldi; Nvidia Tesla’larla minik bir çiftlik kurmak çoktan daha makul bir seçenek olmuştu bile.

 

Etiketleri: , , , , ,

Yorum Yapın

*