Bilgiyi saklamak kolay mı sanıyorsunuz?

 

Malumunuz, bir soruşturma için memleket sathında yazılmış ama yayınlanmamış bir kitap “örgütsel belge” olarak adlandırılıp toplumdan köşe bucak kaçırılıyor. En azından bende oluşan kanaat bu. Elbette işin “dijital belgenin nüshalarını toplayıp imha eden” polisler gibi komedi unsurları da konuyu daha eğlenceli hâle getiriyor. Aslında beni ilgilendiren kısmı da bu.

Haberlerde bahsi geçtiği şekilde aktaracak olursak bir gazete, bir yayınevi ve bir veya birkaç gazetecinin evi basılarak taslak halinde olan bir kitap toplatılıyor. Tabii bu toplatma işi biraz değişik: Fiziksel varlığı olmayan bir şeyi toplatmak fiiliyle ilişkilendirmek mümkün olamaz. Yani çok yanlış bulduğumdan demiyorum, teknik imkânsızlıklardan bahsediyorum. Dijital bir belgenin onlarca kopyasını çıkartmak, belgeleri gizlemek, çeşitli sistemlerle varlığının sürmesini sağlamak ve benzeri konular çok kolay. Elbette bu işleri kovuşturan kolluk kuvvetlerinde de bu işten anlayan birileri vardır velâkin bilginin yayılmasını engellemek çok zordur.

 


Bu bir şifreleme makinesi. Yakında her şeyimizi bunun 21. yüzyıldaki

benzerleriyle yapmaya başlarsak şaşırmayın. Fazlaca takip ediliyoruz.

 

İşin hukukî boyutunda ise bu tür durumlar iletişim özgürlüğüne tecavüz boyutuna geldiği için birilerinin dur diyeceğini beklemekten başka çare yok gibi görünüyor. Sonuçta  sistemler hangi amaca hizmet ettiklerine göre değer kazanırlar; güvenlik kamerasıyla insanları fişleyebilirsiniz veya sadece bir sorun olduğunda başvurmak için kayıt yapabilirsiniz. Burada vatandaşın devlete güvenmek ve onu denetleyecek sistemleri talep etmekten başka şansı yok gibi görünüyor.

 

Bu noktada internette rastladığım önemli bir vurguyu da eklemeden geçmek istmiyorum: Bir ünlünün pornosu olsa herkeste kolayca bulunurdu ama bir kitabı bulmak mümkün değil. Garip bir ülkede yaşıyoruz.

 

 

 

Etiketleri: , , , , , , ,

Yorum Yapın

*